Yönetime dair

Çalışanların en büyük dertlerinden biri, dinlenmemektir.
Olaya iki yönlü bakabiliriz. <O:p
Birçok yönetici çalışanlarını dinlemez, onlara gerekli değeri göstermez.
Bu büyük bir hatadır. Bu yöneticilerin empati eksikliğinden kaynaklanmaktadır. <O:p
Ancak birçok çalışanın da, kendini doğru ifade etme konusunda ciddi eksiklikleri vardır. <O:p
Birçok çalışan, yeteri kadar hazırlanmadan yöneticinin karşısına çıkmaktadır.
Hazırlanmaktan kastımız, durumun örneklerle hazırlanması, konuya diğer taraftan da bakıldığı zamanki durumlar, diğer olası seçeneklerin hazırlanması demektir.
<O:pTüm bunlar hazırlansa bile, çalışanın yöneticisi ile konuşabilmesindeki cesaret eksikliği de iletişimi bozan önemli bir parametredir.

Koray Tulgar’ın ‘’Mustafa Kemal şirket yönetseydi’’ isimli kitabından alıntıdır.<O:p

Zaferden sonra, bir İngiliz gazeteci tarafından Mustafa Kemal’e başarısı sorulduğunda şöyle cevap vermişti: ‘’Dinlerim’’, ‘’İyice dinlerim.’’
Romancı ve tarih yazarı Noella Roger, bir gün Atatürk’e bütün isteklere ulaşma başarısının sırrını sormuştu:
‘’Durur, durur dinlerim’’ dedi.
Başka bir toplantıda yaveri dayanamayıp sordu:
‘’Paşam… Şu danıştıkların içinde bazen öyleleri var ki, şaşırıyorum. Bunların mütalaalarına nasıl olsa sonunda iştirak etmeyeceksin. Kararını önceden vermiş olduğunda malum… O halde, ne diye onları birer birer çağırtıp söyletirsin?’’
Mustafa Kemal şu cevabı verdi:
''Bazen hiç umulmadık adamdan ben çok şeyler öğrenmişimdir; hiçbir kanaati hakir (değersiz) görmemek lazımdır.
Neticesinde, kendi fikrimi uygulayacak bile olsam, herkesi ayrı ayrı dinlemekten zevk alırım.’’ (Atay, 1954, s:58)

Koray Tulgar’ın ‘’Mustafa Kemal şirket yönetseydi’’ isimli kitabından alıntıdır.