Sismik Kırılma Yönteminin Sıvılaşabilen Zeminlerde Geçerliliği

Değerli arkadaşlar;

Son zamanlarda zemin etütlerinde sismik kırılma yöntemi çokça kullanılaya başlandı. Bu iyi bir gelişme gibi görünse de acaba öyle mi?

Sismik kırılma yönteminde P ve S dalga hızlarına gereksinim vardır. Bu hızlar bulunarak zeminle ilgili paremetreler ampirik olarak bulunabilir. Peki ama S dalga hızı sıvılaşmaya müsait zeminde bu kadar kolay hesaplanabilir mi?

Bildiğiniz gibi S dalgası sıvılardan geçemez. Dolayısıyla bu tür ortamlardan ölçüm almak pek bir anlam ifade etmeyeceği gibi yanıltıcı da olacaktır. Sadece P dalgası ölçülebilir o da tek başına bir anlam ifade etmeyecektir.

Yine zemin etüt raporlarına baktığınızda genelde bir öncekinin kopyası olanraporlarla ve değerlerle karşılamanız hiç de zor olmaz. Bir sismik ölçünün 10-1 dakika arasında (2-3 kişiyle) yapıldığı göz önüne alındığında, aynı sismik kırılma çalışmasının 1-2 kişiyle hem de üç defada nasıl olup da 8-10 dk. arasnda bitirilebildiğini görebilmek, yapıldığı iddia edilen sismik kırılma çalışmasının ciddiyetine de gölge düşürmektedir.

Peki sismik kırılma çalışmasının mümkün olmadığı (yapılmasının değil sonuçlarının) yerlerde nasıl bir zemin etüt çalışması yapılacaktır?

Mikrotürümür yöntemiyle çok rahat bir şekilde zemin parametrelerine, hem de daha yaklaşık bir hesapla ulaşmak mümkündür. Sismik kırılma yapıldığı esnada çevre ve deneyi yapan kişiye bağı olarak farklı sonuçlar alınabilmesine rağmen, bu yöntem daha stabil olarak yapılabilmektedir.

Zemin hakim titreşim periyodu, yatak katsayısı, bulk modülü gibi değerler daha sağlığı olarak bulunabilmektedir.

Peki neden bu yöntem yaygın bir şekilde uygulanmıyor? Cevabı aslında çok basit. Bu yöntemi bilen Jeofizik Mühendislerimizin sayısı son derece az. Demek ki paradan önce eğitim almak bir kez daha şart oldunu burada da kanıtladı.

Yine AB uyum süreci içerisinde zemin etütlerini İnşaat ve Jeoloji mühendislerinin zemin etüdü yapması mümkün olmayacaktır. Çünkü numune alınırken UD tüplerine numune sıkışmış bir şekilde geliyor ve bu da önemli bir yanılmaya sebeiyet veriyor.

Haydi Jeofizik Mühendisleri yardımlarınızı bekliyoruz.

Not: Bu yazıyı yazmamdaki amaç önüme gelen bir zemin etüt raporundaki saçmalıkları gördüğümden dolayıdır. Önüme gelen raporda denize yalnızca 250m mesafede bir arazide yapıldığı söylenen bir sismik kırılma var. Ancak ne gariptir, zemin siltli kum (gevşek) olmasına rağmen sıvılaşmaya raslanılmamış, ölçü işlemi (3 adet) yalnızca 10 dk.da bitirilmiş, zemin taşıma gücü 1,1 olarak bulunmuş. Ne yazıkki hiç kimse bu sonuçlara itiraz etmemiş (Başta belediye olmak üzere). Bu ilk değil son da olmayacak.:mad:

Alanlarda sıvılaşma potansiyelinin bulunması amacıyla birçok sıvılaşma analiz yöntemi mevcuttur. bu yöntemlerden sadece biri zeminin kayma dalga hızı abakları kullanılarak yapılan yöntemdir. O da zaten araştırma aşamasında olup güvenli bulunmamaktadır.

sıvılaşma gevşek daneli zeminlerin devirsel ve statik yükler altında mukavemetini kaybetmesidir. bu da ancak zemin parametreleri yardımı ile bulunabilir.

kullanılan sıvılaşma kriterleri:
1-peryodik kayma gerilmesi kriteri
2- eşik ivme kriteri
3-sıvılaşma indeksi kriteri
4-japon şartnamesi kayıtları
5-çin kriterleri
6-enerji metodu
7- kayma dalga hızı abakları kullanarak sıvılaşma analizi
8- CPT verileriyle sıvılaşma analizi

yukarıda sayılan yöntemlerin yedisinde efektif gerilme ,zeminin birim hacim ağılığı SPT-N sayıları kullanılmaktadır. Bunlar da ancak arazi ve lab. deneleri yardımıyla bulunabilir.

jeofizik mühendislerinin zemin etütlerindeki rolü:
jeofizik mühendislerinin zemin etütlerinde sismik yöntemle tabaka kalınlığı ve tabakanın periyodunu belirleme dışında hiçbir rolü yoktur(kaya içerikli zeminlerde buna da gerek yok) Ancak bazı jeofizik mühendisi arkadaşlar işi o kadar ileri götürdüler ki biz inşaat mühendislerine temel sistemini bile tavsiye eder hale geldiler. Bu noktada jeofizik mühendisi arkadaşların hazırladığı çok gülünç raporlarla karşılaşmaktayız. Zaten bayındırlık bakanlığının en son yayınladığı genelge gereği zemin etüt raporlarının jeofizik, jeoloji ve geoteknik alanında uzmanaşmış inşaat mühendislerince hazırlanması istenmektedir.Bu noktada herkes kendi alanı içinde kalmalı iş kaygısı sebebiyle hiçbir bilimsel geçerliliği olmayan raporlarla sorumluluk almamalıdır.

jeofizik mühendislerinin zemin etütlerindeki rolü:
jeofizik mühendislerinin zemin etütlerinde sismik yöntemle tabaka kalınlığı ve tabakanın periyodunu belirleme dışında hiçbir rolü yoktur(kaya içerikli zeminlerde buna da gerek yok)…

Bu söze sadece 1999 faciasını örnek gösterebilirim. Binaları yapan inşaat mühendisleri kendi işlerini yaptılar. Ama nedense yanyana bulunan aynı kişinin yaptığı inşaatlar çöktü… sonuç on binleri bulan insan kaybı ve ekonomik kriz… Bu yazıyı okuyarak hala ders almadığımızı görüyorum. Devlet kurumlarının almış olduğu bir kararda, su aramalarını fenbilimcisinin yapacağını söylüyo, buda bence çok komik. Ama bu kararı alan devlet o zaman devlet karar alırken haklımı yoksa haksızmı??
Lütfen mesleğe saygı gösterin.

Bir konu hakkında eleştirilmekte eleştirmekte gayet normal ve hoş görüyle karşılanması gereken bir durumdur ancak görüyorum ki inşaat mühendisleri arkadaşlarımız yalnızca knedilerine göre düşünüyorlar,bir jeofizik mühendisi olarak oldukça fazla yöntem ve çözüm üretebilen bu mesleğin böle hafife alınması ancak bu ülkede olabilecek birşey heralde diye düşünüyorum,evet her meslek alanında işinin adını kötüye çıkarabilecek insanlar mevcuttur fakat bunu genele vurmak kendi gelişimimiz için iyi bir yöntem değildir,bu sektörde sadece kopyala yapıştır ile saçmalıklarla, hesap hatalarıyla dolu rapor hazırlıyan,bilgi cahili oldukça fazla mimar ve inşaat mühendisi arkadaşlarımız olduğumu gördüm,elbeltteki bu şekilde çalışan jeoloji ve jeofizik mühendisleride var,ama bu durum ortada ciddi yanşıllar olduğunu ve eleştirmek dışında çözümde üretmemmiz gerektiğini ortaya koymaktadır.Bir binanın yapımı her aşamsaı için takım çalışmasıdır ve bu takımı kurarken sadece fiyat unsurunu gözönünde bulundurmak yerine kaliteye de önem verilirse belki ozaman zorlada olsa insanlar fiyat düşürmek için değil belki kendini geliştirmek içinde çabalamaya mecbur kalacaktır diye düşünüyoum,bugun bu eleştirilieri yaptığımız insanların hala çok fazla iş yaptığını düşünürsek ilerisi için ne gibi ciddi sorunlarla karşılaşılacağı anlaşılabilir.

Bir konu hakkında eleştirilmekte eleştirmekte gayet normal ve hoş görüyle karşılanması gereken bir durumdur ancak görüyorum ki inşaat mühendisleri arkadaşlarımız yalnızca knedilerine göre düşünüyorlar,bir jeofizik mühendisi olarak oldukça fazla yöntem ve çözüm üretebilen bu mesleğin böle hafife alınması ancak bu ülkede olabilecek birşey heralde diye düşünüyorum,evet her meslek alanında işinin adını kötüye çıkarabilecek insanlar mevcuttur fakat bunu genele vurmak kendi gelişimimiz için iyi bir yöntem değildir,bu sektörde sadece kopyala yapıştır ile saçmalıklarla, hesap hatalarıyla dolu rapor hazırlıyan,bilgi cahili oldukça fazla mimar ve inşaat mühendisi arkadaşlarımız olduğumu gördüm,elbeltteki bu şekilde çalışan jeoloji ve jeofizik mühendisleride var,ama bu durum ortada ciddi yanşıllar olduğunu ve eleştirmek dışında çözümde üretmemmiz gerektiğini ortaya koymaktadır.Bir binanın yapımı her aşamsaı için takım çalışmasıdır ve bu takımı kurarken sadece fiyat unsurunu gözönünde bulundurmak yerine kaliteye de önem verilirse belki ozaman zorlada olsa insanlar fiyat düşürmek için değil belki kendini geliştirmek içinde çabalamaya mecbur kalacaktır diye düşünüyoum,bugun bu eleştirilieri yaptığımız insanların hala çok fazla iş yaptığını düşünürsek ilerisi için ne gibi ciddi sorunlarla karşılaşılacağı anlaşılabilir.

Öncelikle şunu belirtmek isterim bir jeofizik mühendisi yerin fiziksel özelliklerini değişik yöntemler kullanarak araştıran kişidir. Zemin Etüdünde de önemli olan Bina - Zemin ilişkisinin davranışının analiz edilmesidir. Bu da ancak yerin fiziksel özelliklerinin çok iyi ortaya konulması halinde doğru analiz ve sonuçlara ulaştıracaktır.

Fiziksel özelliklerin araştırılmasında kullanılan yöntemlerden biri de yaygın olarak kullanılan Sismik Kırılma (seismic refraction) yöntemi ile elde edilen P ve S (primer ve seconder) dalga hız analiz yöntemidir. Bu yöntem ile yerin elastik parametrelerin hesaplanabilmektedir. Dalga Hızın yayılması ortamın elastik özelliklerine doğrudan bağlıdır(Dalga Denklemi incelendiğinde görüğlecektir).

Yöntem sahada doğru uygulanabilecek ise ( projeye bağlı olarak liner hat, kros atışlar, kuyu atışları vb) jeofom dizilimi veya atış (kaynak) noktalarının yerlerinin değiştirilmesi ile elde edilecek analizlerde; yerinin elastik özelliklerinin belirlenmesinin dışında, ortamların kalınlığı, kırık ve çatlaklığı ve gözenekliliği gibi özellikler de tespit edilebilir.

Piyasada malesef tek bir serim ve sığ jeofon aralıkları kullanılarak çalışmalar yapılmaktadır. Bu da ya harfiyatla tılacak ortamların veya sahanın sadece serim yapılan noktasına ait bilgileri içermektedir. Bu da yanlışlıklara sebep vermektedir.

Kaya ortamlarda da ortamın kırık ve çatlaklığının belirlenmesi, ortam içerisinde dayk vb sokulumların olup olmaması, yapı yerleşimi ve taşıma güçünün hesaplanması açısından önem arz eder. Dolayısı ile kaya ortamlarda da bu çalışmanın yapılması gerekmektedir.

Mikrotremor yöntemine gelince bu yöntem ile sadece hakim titreşim periyodunu hesaplayabilirsiniz. sadece bu yöntem ile Yerin elastik paremetrelerini hesaplayamaz ve b unla zemin etüd raporu hazırlayamazsınız.

Beton ve asfalt gibi ortamlarda da sismik kırılma ölçümleri elbetteki alınabilir. Uygun yöntem serilim yapılması halinde sağlıklı sonuçlar elde edilebilir.

Bu açıklamalarım sadece sismik yöntemle zemin etüd raporu yapılır anlamına gelmesin. Bu yöntem ile yer ile ilgili pek çok parametrenin elde edilebileceğidir. Bu yöntem ile beraber diğer yöntemlerin Jeofizik araştırma yöntemlerden Elektrik sondaj ve profil teknikleri, Jeoradar, Mekanik Sondajlar ve in-situ deneyler ( Standart Penetrasyon, Presiometre, veyn vb), labaratuar deneyleri yapılarak zemin veya kaya ortamların diğer özellikleri belirlenmelidir.

Bütün değerler birbirleri ile korole edilerek değerlendirmeler yapılmalıdır.

Bir araştırmacının elinde ne kadar çok veri var ise o kadar sağlıklı ve doğru sonuçlar elde edileceği unutulmamalıdır.

Öncelikle şunu belirtmek isterim bir jeofizik mühendisi yerin fiziksel özelliklerini değişik yöntemler kullanarak araştıran kişidir. Zemin Etüdünde de önemli olan Bina - Zemin ilişkisinin davranışının analiz edilmesidir. Bu da ancak yerin fiziksel özelliklerinin çok iyi ortaya konulması halinde doğru analiz ve sonuçlara ulaştıracaktır.

Fiziksel özelliklerin araştırılmasında kullanılan yöntemlerden biri de yaygın olarak kullanılan Sismik Kırılma (seismic refraction) yöntemi ile elde edilen P ve S (primer ve seconder) dalga hız analiz yöntemidir. Bu yöntem ile yerin elastik parametrelerin hesaplanabilmektedir. Dalga Hızın yayılması ortamın elastik özelliklerine doğrudan bağlıdır(Dalga Denklemi incelendiğinde görüğlecektir).

Yöntem sahada doğru uygulanabilecek ise ( projeye bağlı olarak liner hat, kros atışlar, kuyu atışları vb) jeofom dizilimi veya atış (kaynak) noktalarının yerlerinin değiştirilmesi ile elde edilecek analizlerde; yerinin elastik özelliklerinin belirlenmesinin dışında, ortamların kalınlığı, kırık ve çatlaklığı ve gözenekliliği gibi özellikler de tespit edilebilir.

Piyasada malesef tek bir serim ve sığ jeofon aralıkları kullanılarak çalışmalar yapılmaktadır. Bu da ya harfiyatla tılacak ortamların veya sahanın sadece serim yapılan noktasına ait bilgileri içermektedir. Bu da yanlışlıklara sebep vermektedir.

Kaya ortamlarda da ortamın kırık ve çatlaklığının belirlenmesi, ortam içerisinde dayk vb sokulumların olup olmaması, yapı yerleşimi ve taşıma güçünün hesaplanması açısından önem arz eder. Dolayısı ile kaya ortamlarda da bu çalışmanın yapılması gerekmektedir.

Mikrotremor yöntemine gelince bu yöntem ile sadece hakim titreşim periyodunu hesaplayabilirsiniz. sadece bu yöntem ile Yerin elastik paremetrelerini hesaplayamaz ve b unla zemin etüd raporu hazırlayamazsınız.

Beton ve asfalt gibi ortamlarda da sismik kırılma ölçümleri elbetteki alınabilir. Uygun yöntem serilim yapılması halinde sağlıklı sonuçlar elde edilebilir.

Bu açıklamalarım sadece sismik yöntemle zemin etüd raporu yapılır anlamına gelmesin. Bu yöntem ile yer ile ilgili pek çok parametrenin elde edilebileceğidir. Bu yöntem ile beraber diğer yöntemlerin Jeofizik araştırma yöntemlerden Elektrik sondaj ve profil teknikleri, Jeoradar, Mekanik Sondajlar ve in-situ deneyler ( Standart Penetrasyon, Presiometre, veyn vb), labaratuar deneyleri yapılarak zemin veya kaya ortamların diğer özellikleri belirlenmelidir.

Bütün değerler birbirleri ile korole edilerek değerlendirmeler yapılmalıdır.

Bir araştırmacının elinde ne kadar çok veri var ise o kadar sağlıklı ve doğru sonuçlar elde edileceği unutulmamalıdır.

Zemin sıvılaşma potasiyelinin yüksek olduğu ortamlarda Sismik yöntemlerin geçerliliğine gelince ;

S dalgası suda geçmez bu doğru bir ifadedir. Ancak sıvılaşma riski yüksek olan ortamlar tamem su olmayıp, gevşek ve suya doygun olan kumlu siltli litolojiye sahip birimledir. Bu tür ortamlarda da S dalgası üretilir ancak P dalgasına göre oldukça geç gelir.
Sıvılaşma riski analizi için bakılması gereken kriterlerden biri de Sismik Hız oranları ve Vs hızından hesaplanan (doğru elde edilmiş olan Vs) eşik ivme kriteri analizidir.

Bu arada 3 profil ölçü 10 dk içinde alınması ise mümkün değildir.

Selamlar Arkadaşlar
Bende Sismik Zemin Etüdü yapan bir firmada çalışıyorum. Piyasada bu işi bilen gerçekten çok az. Birçok mühendis bu işi programa veri girip çıktı almaktan ibaret sanıyorlar. Oysa bu iş aşırı özen gösterilmesi gereken ve bilgi birikimi olmadan zor yapılacak bir iş. Üç profil ölçüyü 10 dakka olmasada çok kısa zamanda alan mühendisler var ben onlara hayretle bekıyorum. Bizim firmada 1 ölçüyü bile 10 dakkada alamadık daha…

[quote=Barissia;6302]Değerli arkadaşlar;

Son zamanlarda zemin etütlerinde sismik kırılma yöntemi çokça kullanılaya başlandı. Bu iyi bir gelişme gibi görünse de acaba öyle mi?

Sismik kırılma yönteminde P ve S dalga hızlarına gereksinim vardır. Bu hızlar bulunarak zeminle ilgili paremetreler ampirik olarak bulunabilir. Peki ama S dalga hızı sıvılaşmaya müsait zeminde bu kadar kolay hesaplanabilir mi?

Bildiğiniz gibi S dalgası sıvılardan geçemez. Dolayısıyla bu tür ortamlardan ölçüm almak pek bir anlam ifade etmeyeceği gibi yanıltıcı da olacaktır. Sadece P dalgası ölçülebilir o da tek başına bir anlam ifade etmeyecektir.

Yine zemin etüt raporlarına baktığınızda genelde bir öncekinin kopyası olanraporlarla ve değerlerle karşılamanız hiç de zor olmaz. Bir sismik ölçünün 10-1 dakika arasında (2-3 kişiyle) yapıldığı göz önüne alındığında, aynı sismik kırılma çalışmasının 1-2 kişiyle hem de üç defada nasıl olup da 8-10 dk. arasnda bitirilebildiğini görebilmek, yapıldığı iddia edilen sismik kırılma çalışmasının ciddiyetine de gölge düşürmektedir.

Peki sismik kırılma çalışmasının mümkün olmadığı (yapılmasının değil sonuçlarının) yerlerde nasıl bir zemin etüt çalışması yapılacaktır?

Mikrotürümür yöntemiyle çok rahat bir şekilde zemin parametrelerine, hem de daha yaklaşık bir hesapla ulaşmak mümkündür. Sismik kırılma yapıldığı esnada çevre ve deneyi yapan kişiye bağı olarak farklı sonuçlar alınabilmesine rağmen, bu yöntem daha stabil olarak yapılabilmektedir.

Zemin hakim titreşim periyodu, yatak katsayısı, bulk modülü gibi değerler daha sağlığı olarak bulunabilmektedir.

Peki neden bu yöntem yaygın bir şekilde uygulanmıyor? Cevabı aslında çok basit. Bu yöntemi bilen Jeofizik Mühendislerimizin sayısı son derece az. Demek ki paradan önce eğitim almak bir kez daha şart oldunu burada da kanıtladı.

Yine AB uyum süreci içerisinde zemin etütlerini İnşaat ve Jeoloji mühendislerinin zemin etüdü yapması mümkün olmayacaktır. Çünkü numune alınırken UD tüplerine numune sıkışmış bir şekilde geliyor ve bu da önemli bir yanılmaya sebeiyet veriyor.

Haydi Jeofizik Mühendisleri yardımlarınızı bekliyoruz.

Not: Bu yazıyı yazmamdaki amaç önüme gelen bir zemin etüt raporundaki saçmalıkları gördüğümden dolayıdır. Önüme gelen raporda denize yalnızca 250m mesafede bir arazide yapıldığı söylenen bir sismik kırılma var. Ancak ne gariptir, zemin siltli kum (gevşek) olmasına rağmen sıvılaşmaya raslanılmamış, ölçü işlemi (3 adet) yalnızca 10 dk.da bitirilmiş, zemin taşıma gücü 1,1 olarak bulunmuş. Ne yazıkki hiç kimse bu sonuçlara itiraz etmemiş (Başta belediye olmak üzere). Bu ilk değil son da olmayacak.:mad:[/quote]

Barış arkadaşım bu kadar yazmışsın ama jeofizik mühendisliği bölümünde çap yaptığını yazmamışsın.Yoksa bu kadar şeyi nerden bileceksin değilmi?? kınadım seni arkadaşım :slight_smile:

öncelikle merhabalar
Eurocode 8 i ncelediğimizde zemin etüdlerinde tamamen vs30 a göre bir sınıflarndırma mevut olduğunu göreceğiz. kaya ve zemin mekaniği değerleri vs hızının ölçülemediği ve gerek görüldüğü yerlerde devreye giriyor. Neden böyle?
Çünkü zemşn ve kaya mekaniği deneylerine altlık teşkil edecek numuner ve bunlardan varılan parametreler çoğu zaman bütünü yansıtamıyor. Diğer taraftan arazide yapılan spt değerleri tamamen spndajcının insiyatifine kalmış ve hakikati yansıtmaktan uzak. Doalyısıyla insitu yani arazi ve yeriğnde yapılan jeofiizk çalışmalar ayrı bir öneme haiz. Diğer taraftan sulu ortamlarda vs hzının yayılmadığı söylenmiş bu gayet doğrudur. Zaten vs hızının sulu ortamlarda yayılmamış olması sıvılaşma tahkiki için bir ölçüdür. Hem sıvılaşma tahkiki yapılırken (ki bir çok tahkik yöntemi vardır yukarıda bunlar zikredilmiş) sadece vs hızı parametrik olarak alınmaz. Eşik ivme kriteri metodu için söylüyorum etkin yer ivmesi deprem şiddeti gibi başka parametrelerde vardır. İşte bu paramereler de yerinde ölçülüp gerçek değerleri bulunduğu zaman zaten öngörülen vs hızı ile bir korelasyon mümkün olmaktadır. Bu sayede vs hızı da denetlenmiş olur. Diğer taraftan bir hususu da eklemekte fayda var. Emniyet gerilmesi düşük çıkan her zeminde sıvılaşma olacak diye bir kaide yoktur. bunu da belirtmekte fayda var.

Zemin Etütleri Ne Inşaat Mühendislerinin Ne De Jeofizik Mühendislerinin Işidir. Zemin Etütlerinde Asli Unsur Jeolog Veya Jeoloji Mühendislerinindir.inşaat Mühendisi Jeoteknik Konusunda Uzman Bile Olsa Arazi çalişmalarinda Yetersiz Kalir.bir Jeoloji Mühendisi Kadar Yapiyi çözemez.jeofizik çalişmalar Inkar Etmeyelim Ki Pratiktir Fakat Zemin Genelde Amprik Yaklaşimlarla çözülmekte Buda Sağlikli Olmamaktadir.hangi Yöntemle Jeofizik Yaparsaniz Yapin çevresel Faktörlerden Etkilenmekte Spt Lere Sondörün Etkisinden Daha Yanliş Etkileri Olan Sonuçlar Ortaya çikmaktadir.gelelim Inşaat Mühendislerine;yillarca üst Düzey Devlet Kadrolarinda Olduklarindan Her Işten Pay Aldilar Ziraat Mühendilerinden,jeoloji Mühendislerinden.asil Konuya Gelince Zemin Ve Temel Etütleri Jeoloji Mühendislerinin Kontrolünde Hesaplamalar Yapildiğinda Inşaat Mühendisleri Ile Arazide Gerek Duyulduğunda Jeofizik Mühendisleri Ile Yardimlaşar Yapilmalidir.en Doğrusu Ve Araştirabilirsiniz Dünyada En Geçerli Yöntemdir.dünyada Inşaatçilar Jeoteknik Konusunda Büro çalişmalarinda Hesaplamalarda Jeofizikçiler Ise Derin Deniz Veya Geniş Alanli Etütlerde Yer Almaktadirlar.
Saygilarimla.

suya doygun zemınlerde, sısmık hıcbır sonuc vermez. Jeofızık yontemlerın cogu projelerı hıcbır sonuca goturmuyor. bunu ısı senelerdır yapıyorum. lıteraturdekı butun jeofızık yontemlerı projelerımde kullanmak zorunda kaldım(ınanılmaz beledıye sartnamelerı!!!)
arkadaslar jeofızık yontemlerlerle hıcbır muhendıslık problemını cozemezsınız. arazıde ın-sıtu(yerınde) yapılan deneyler varken neden ampırık calısmalarla yaklasımlarla bırsey cozmeye calısasınızkı.

[quote=ilkerce;66071]Zemin Etütleri Ne Inşaat Mühendislerinin Ne De Jeofizik Mühendislerinin Işidir. Zemin Etütlerinde Asli Unsur Jeolog Veya Jeoloji Mühendislerinindir.inşaat Mühendisi Jeoteknik Konusunda Uzman Bile Olsa Arazi çalişmalarinda Yetersiz Kalir.bir Jeoloji Mühendisi Kadar Yapiyi çözemez.jeofizik çalişmalar Inkar Etmeyelim Ki Pratiktir Fakat Zemin Genelde Amprik Yaklaşimlarla çözülmekte Buda Sağlikli Olmamaktadir.hangi Yöntemle Jeofizik Yaparsaniz Yapin çevresel Faktörlerden Etkilenmekte Spt Lere Sondörün Etkisinden Daha Yanliş Etkileri Olan Sonuçlar Ortaya çikmaktadir.gelelim Inşaat Mühendislerine;yillarca üst Düzey Devlet Kadrolarinda Olduklarindan Her Işten Pay Aldilar Ziraat Mühendilerinden,jeoloji Mühendislerinden.asil Konuya Gelince Zemin Ve Temel Etütleri Jeoloji Mühendislerinin Kontrolünde Hesaplamalar Yapildiğinda Inşaat Mühendisleri Ile Arazide Gerek Duyulduğunda Jeofizik Mühendisleri Ile Yardimlaşar Yapilmalidir.en Doğrusu Ve Araştirabilirsiniz Dünyada En Geçerli Yöntemdir.dünyada Inşaatçilar Jeoteknik Konusunda Büro çalişmalarinda Hesaplamalarda Jeofizikçiler Ise Derin Deniz Veya Geniş Alanli Etütlerde Yer Almaktadirlar.
Saygilarimla.[/quote]

[b]arkadaşlar 2 senelik jeoloji mühendisiyim…piyasada çok iş var ama biz yapamıyoruz…aslında bizim betonarme, elektirik proje ,makina proje , doğalgaz projesi, restorasyon, mimari proje,işlerinde de imza yetkisne sahip olmamız gerekir. ayrıca açık kalp ameliyatlarında da gözlemci olarak bulunmamız gerek

ismail jeomembran[/b]