Mustafa'ya tepkiler bitmiyor

Mustafa’ya tepkiler bitmiyor

[b]
Gazeteci Can Dündar’ın Atatürk’ün yaşamını anlattığı ‘‘Mustafa’’ filminde Kastamonu’nun ‘‘taassup merkezi’’ olarak tanıtıldığını iddia eden bazı akademisyenler ve sivil toplum örgütü temsilcileri, Dündar’a tepki gösterdi.

Filmde, Kastamonu taassup merkezi olduğu için Atatürk’ün şapka ve kıyafet devremini bu ilde başlattığının anlatıldığını öne süren akademisyenler, filmin tarihi gerçeklerle çeliştiğini savundu.

Eski Kastamonu Milletvekili Fethi Acar, filmden dolayı Can Dündar’ı kınadığını açıkladı. Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Kastamonu Şube Başkanı Muzaffer Bıyıklı da Dündar’ın Kastamonu’ya haksızlık yaptığını ifade ederek Dündar’a tepki gösterdi.

CHP Kastamonu İl Başkanı İbrahim Urgancı da film ile ilgili, ‘‘Bu belgeselde Atatürk çok yanlış tanıtılmaktadır. Film gerçeği yansıtmıyor’’ dedi.

KONUŞMAK AYRI BELGEYLE İSPATLAMAK AYRI
Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç.Dr. Ahmet Rıfat Güzey, Kastamonu’nun geçmişi çok eskiye dayanan bir kent olduğunu, belirterek, şöyle konuştu:

‘‘Şehit Şerife Bacı’nın, Halime Çavuş’un, Kurtuluş Savaşı’nda kağnılarla cepheye mermi taşıdığı İstiklal Yolu, Kastamonu’da, yaşayan bir tarih gibi yanı başımızda duruyor. Buna rağmen Kastamonu’nun taassup merkezi olarak gösterilmesi çok yanlış bir tutum. Kastamonu yurdun dört bir tarafına eğitimci, doktor ve aydın din adamı yetiştirerek göndermiş bir il. Söylemek ayrı, belgeyle ispatlamak ayrı. Dündar’ın iddiaları bir belgeye dayanmıyor. Olaylar çarpıtılıyor.’’

KASTAMONU’YU TANIMIYORLAR
Kastamonu Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Tarih Araştırmacısı Doç. Dr. Mustafa Eski de bazı araştırmacıların Kastamonu’nun tutucu bir yer olduğunu öne sürerek Atatürk’ün kıyafet inkılabı için bu bölgeyi özellikle seçtiğini iddia ettiklerini belirtti.

Doç. Dr. Eski, Can Dündar’ın belgesel filmi hazırlarken yararlandığını düşündüğü İngiliz Lord Kinross’un, ‘‘Mustafa Kemal, bu çeşit din karşıtı devrimleri açıklamak için bile bile gericiliği ile tanınmış vilayeti seçti’’ yorumunun belgelerle çürütüldüğünü belirtti.

Bu şekilde düşünenlerin Atatürk’ü Türk toplumunu ve Kastamonu’yu yakından tanımadıklarını ifade eden Doç. Dr. Mustafa Eski, şunları kaydetti:

‘‘Atatürk bu havaliyi seçerken bölge insanlarının yüksek kültür seviyesini, özellikle kurtuluş savaşındaki asker desteğini, cephane naklindeki hizmetlerini, diğer fedakarlıklarını ve halkın kendisine olan bağlığını dikkate almıştır. Bazı araştırmacılar bunlara ilave olarak, bu bölgede isyan bulunmadığını, meşhur müftüler fetvasının altındaki imzaların çoğunun Kastamonululara ait olduğunu, bu sebeple Atatürk’ün güven duyduğunu belirtmişlerdir.’’

Doç.Dr. Eski, Atatürk’ün 1925 yılında Kastamonu’ya geldiğinde Kastamonulular için ‘‘Efendiler, gördüklerimin en kıymetli kısmı, bu güzel bölgenin samimi halkının çok aydın, çok geniş ve yüksek bir zihniyet sahibi olmalarıdır’’ dediğini ve bu sözlerin arşivlerde yerini aldığını da anımsattı.

TAASSUP DEĞİL, MEDENİYET MERKEZİ
Kastamonu Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cevdet Yakupoğlu, Kastamonu’nun bağnazlık değil, medeniyet merkezi olduğunu söyledi.

Yakupoğlu, ‘‘Bu belgeseli yapanlar, Osmanlıyı da Candaroğullarını da Kastamonu’yu da en önemlisi Atatürk’ü de tanımıyorlar’’ dedi.

Yrd. Doç. Dr. Yakupoğlu, şöyle konuştu:

‘‘Kastamonu, arşivlerde kültür ve medeniyet kenti olarak biliniyor. Yazılı kaynaklara göre Kastamonu’ya Anadolu’nun her yerinden bilim adamlarının geldiğini biliyoruz. Fatih Sultan Mehmet’in Kastamonulu bilim adamlarını İstanbul’a taşırken zorlandığını, yani gitmek istemediklerini biliyoruz. Arşivlerde bu apaçık ortada’’ dedi.

Kastamonu’da, Kurtuluş Savaşı yıllarında ayaklanma olmadığını vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Yakupoğlu, ‘‘Atatürk’ün şapka inkılabını Kastamonu’da yapmasının sebebi, milli mücadele yıllarında Kastamonu’nun üzerine düşeni yapmasıdır’’ dedi.

BU BELGESEL GERÇEĞİ YANSITMIYOR
CHP Kastamonu İl Başkanı İbrahim Urgancı da Can Dündar’ın ‘‘Mustafa’’ filminde Atatürk’ü çok yanlış tanıttığını öne sürerek, ‘‘Filminde Atatürk, yalnız, bencil, içki ve eğlence tutkunu bir lider olarak tanıtılıyor. Bu belgesel gerçeği yansıtmıyor’’ diye konuştu.

Kastamonu’nun, taassubun merkezi olduğu iddialarının tamamen gerçek dışı olduğunu kaydeden İbrahim Urgancı, şunları söyledi:

‘‘Filmde anlatılan Atatürk karakteri, tamamen hayal ürünüdür ve gerçeği yansıtmamaktadır. Atatürk’ün Kastamonu’ya geliş, şapka ve kıyafet inkılabını, burada yapış nedeni olarak gösterilen ‘taassup merkezi’ benzetmesini kesinlikle kabul etmiyorum. Bu Kastamonu’ya yapılmış bir hakarettir. Can Dündar’ı bu konuda kınıyorum. Atatürk, Kastamonu’ya, Kurtuluş Savaşı’nda gösterdiği cefakarlık ve fedakarlık nedeniyle Kastamonu halkına teşekkür etmek amacıyla gelmiştir.’’

KASTAMONU’YA YAPILMIŞ BİR HAKSIZLIKTIR
ADD Kastamonu Şube Başkanı Muzaffer Bıyıklı da ‘‘taassup merkezi’’ benzetmesini, Kastamonu’ya ve Kastamonu halkına yapılmış bir haksızlık olarak değerlendirdi.

Filmde, Atatürk’ün tamamen hayal ürünü senaryolarla anlatıldığını iddia eden Bıyıklı, dünyanın birçok yerinden değişik görüşlerdeki insanların da bu filmi eleştirdiğini söyledi. Muzaffer Bıyıklı, şöyle dedi:

‘‘Atatürk Kastamonu’ya vefa borcunu ödemek ve Kastamonululara teşekkür etmek için gelmiştir. Bu teşekkürün hediyesi olarak da şapka ve kıyafet inkılabını burada yapmıştır. Filmde anlatılanlar tamamen hayal ürünü ve Kastamonu’ya yapılmış bir haksızlıktır. Bize yapılan bu haksızlığı kabul etmemiz imkansız. Sadece Kastamonu ile ilgili olan bölüm değil, filmin birçok yerinde anlatılanlar da gerçeği yansıtmamaktadır. Atatürk asla yalnız değildi. Atatürk asla bencil değildi. Ama bu filmde Büyük Önderi çok yalnız, içine kapanık, bencil ve zevk sefa düşkünü bir lider olarak tanıtmışlar. Bunları kabullenemiyorum.’’

Eski Kastamonu Milletvekili Fethi Acar, filmden dolayı Can Dündar’ı kınadığını açıkladı. Acar, ‘‘Can Dündür, genç nesil bir gazeteci. Filmi, fazla araştırılmadan yapılmış bir eser olarak görüyorum. Oysa bu ülkenin tarihindeki gerçekleri ortaya koyan ‘Şu Çılgın Türkler’ eserini daha dikkatli okuyup Turgut Özakman’dan yararlanabilseydi, daha gerçekçi bir eser ortaya koyardı. Dündar, gaflete düşmüş’’ diye konuştu. (AA)

[/b]