Inek...

Ben birtakım nedenlerden dolayı eğitim hayatımın lise yıllarını yatılı okumak zorunda kaldım.Herşeyimiz planlıydı.Yemek saati,etüd saati,pijama giyme saati vb.Bizim sürekli ders çalışan arkadaşlarımız vardı.Hatta bunlar o kadar abarttılar ki sabaha karşı 4 te 5 te kalkıp etüd salonunda ders çalışırlardı.Hatta gece yorganın altında el feneriyle sınava çalışan arkadaşlarımı bilirim.Bu arkadaşların tek bir gayesi vardı sınavlarda yüksek not almak.Ama bu arkadaşlarımız sosyal değildi,gazete okumazdı, kitap okumazdı,sinemaya gittmezdi,maça gitmezdi.Buralarda geçirilecek zamanın boşa olduğunu düşünürler ve buralarda zaman geçirmek yerine bu zamanlarıda ders kitaplarını okumakla geçirirlerdi.Biz bu arkadaşlara İNEK derdik.Çoğumuz belki bunu bilir ama bu İNEK kavramını bilmeyenlerde olabilir.Bu kavramdan yola çıkarak da ders çalışmaya İNEKLEMEK derdik.

Zaman su gibi akıp geçti.Gördükki İNEK olanlar hayatta başarılı olamamışlar.Tam tersi hayatta bazı amaçlarına ulaşanlar,biryere gelenler hep İNEK statüsünde olmayan arkadaşlarımız.Şunu anladım ki hayatta gazete okumakta gerekiyor, sınavlardan düşük notta almak gerekiyor,sinemaya gitmek de gerekiyor, bazen küfür etmekde gerekiyor,okuldan kaçmakda gerekiyor ,bazen belkide sınıfta kalmak da gerekiyor.Dolayısıyle hayat ders kitapları üzerine ,kurslar üzerine kurulu değil.Çünkü geçen zaman geri gelmiyor.Gençlik gençlik gibi yaşanmalı tecrübe edinilmeli.Bilinmeli ki hayat bizim etrafımızda dönmüyor ve sadece okul sınıf ve ders kitabından ibaret değil.Bu başarıda getirmiyor.

Ahmet ÇELİKKOLLU
İNŞAAT MÜHENDİSİ
ESKİŞEHİR