Hayat ve Keskelerimiz...

en son ne zaman içten güldünüz şöyle omuzlarınızı kaldırıp, boynunuzu içeri çekerek ve çıkardığınız sesi duymadan

en son ne zaman küfrettiniz ağız bolluğuyla şöyle dilinize geleni döktüğünüz bir seans olarak ve ayıplandığınızı görmezden gelerek?

en son ne zaman avazınız çıktığı kadar bağırdınız şöyle ses tellerinizi çatlatarak ve beyninize kan sıçratarak, bayılacağınızı düşünmeden?

en son ne zaman gökyüzüne baktınız şöyle yaprakların arasından süzülen güneş ışıkları uğruna gözlerinizi kısarak ve aşağılarda ne olduğunu merak ederek?

en son ne zaman bir ihtiyara halini hatrını sordunuz şöyle olanca küçüklüğünüz ve şirinliğinizle, yüzündeki kırışıklıkları umursamadan?

en son ne zaman ıslandınız şöyle bardaktan boşalan bir yağmurun altında, yüzünüzden akan sular ağzınıza gelirken ve şemsiyesiz olmayı göze alarak?

en son ne zaman düş gördünüz şöyle her detayını hatırlayarak, sabah kalktığınızda size tebessüm armağan eden, içinizdeki karanlığı aldırmadan?

en son ne zaman deliler gibi koştunuz şöyle yüzünüze rüzgarın vurduğunu hissederek, attığınız adımları saymadan ve yorulmadan?

en son ne zaman birine “seni seviyorum!” dediniz şöyle bütün içtenliğinizi yanınıza alarak ve içinizi sızlatacakmı diye, cevabını beklemeden?

en son ne zaman babanızın elini öptünüz şöyle yumuşacık merhametli ve sizin için yıpranan eli, size attığı tokatları anımsamadan?

en son ne zaman oyuncak aldınız şöyle sizi içten içe çocuklaştıran hayaller kurduran ve dün’lere götüren, büyümenin efkarını unutturan?

en son ne zaman bir çocuğun yanaklarını sıktınız şöyle tombalak, ses çıkarmayan veya avazı çıktığı kadar ağlayan, sevimsizliğinizi hatırlatan?

en son ne zaman eski resimlere bakıp birilerini yadettiniz, şöyle mazide bir dargınlığınız olan ancak o dargınlığın nedenini bile hatırlamadan

en son ne zaman derin bir uyku çektiniz? ve en son ne zaman güldünüz ve en son ne zaman soluksuz ağladınız ve en son ne zaman birilerini feci şekilde sevdiniz ve en son ne zaman geçmişin hesabını yaparak “ve” bağlacından rahatsızlık duydunuz, ucu ucuna geçimsiz kayıplarınızı sıraladığı için?

siz hayatı çok feci ıskaladınız! bu yüzden mutsuz kaldınız, bu yüzden sevimsiz ve nemrut suratlı oldunuz veya içinizde bir şeyler uhde olarak kaldı.

şimdi sevişme mevsimiyse, ıskaladığınız hayatı biraz daha yaşanılır kılmak adına, ıskaladığınız detayların ardından koşabilirsiniz. detaylar değil mi hayatı bertaraf eden?

şimdi bekleme zamanıysa biraz daha ıskaladığınız hayatın ardından yas tutun, belki mezarınız huzur dolu olur?

ama kabullenmek lazım kimi zaman, hayatı çok feci ıskaladığımızı…

pekala; almak da gerekir mi hayatı, tam namlunun ucuna, ve bu sefer titretmeden, bu sefer korkmadan, bu sefer tedirgin olmadan, bir atış daha yapmak için nitekim, bazı sorulara cevap bulmak gerçekten de çok zor!

(alıntıdır)