Gösterilen sonuçlar: 1 ile 2 ve 2

Konu: Giydirme Cephe Kavramı

  1. #1
    Paylaşımcı Üye merahli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10-04-2006
    Mesajlar
    113
    Thanks
    1
    Thanked 163 Times in 32 Posts

    Giydirme Cephe Kavramı

    Giydirme Cephe Kavramı
    (Filiz ŞENKAL SEZER
    Dr., Uludağ Üniversitesi, Mimarlık Bölümü)


    Yapıların dış cepheleri, mimari değişim süreci içinde insan gelişimi ve teknolojik yeniliklerden en çok etkilenen öğelerden biri. Sezer, giydirme cephe konusundaki teknik bilgilerin yanı sıra, Türkiye ve diğer ülkelerdeki giydirme cephe sisteminin gelişimini örnekleyen yapıları ele alıyor.
    Mimari yapılaşma süreci, tarihsel süreç içinde insan gelişimine paralel bir gelişim göstermiş, günün teknolojik getirileri kullanılarak, her dönem kendi içinde yeni bir uygulama tekniği, yeni bir malzeme, yeni bir sistem arayışı içine girmiştir. Mimarinin değişim süreci içinde günümüz mimarlığına gelinceye kadar, bu gelişim ve değişimden en çok etkilenen öğelerden biri de yapıların dış cepheleri olmuştur. Le Corbusier mimarlığın tarihi için: “Bu, pencerenin mücadelesinin öyküsüdür” diye bir tanımlama yapmıştır. 20. yüzyıl mimarisi, bu düşünceyi onaylarcasına, bina cephelerinde opak yüzey oranlarının azalması ve saydam yüzeylerin genişlediği yeni mimari akımlar ve yeni cephelerle karşımıza çıkmaktadır. Endüstri Devrimi ile ortaya çıkan üretim ve mühendislik alanlarındaki buluşlar sayesinde gelişen yapım sistemleri sonucu, bina cephelerinde daha özgür pencere boşluklarının açılmasına olanak sağlanmış, böylece pencerelerden beklenen işlevler de boyut değiştirmiştir.

    Bilinen en eski malzemelerden biri olan cam, uzun bir gelişim süreci sonunda günümüz mimarlığındaki yerini almıştır. 20. yüzyılın ilk yarısından itibaren sadece pencerelerde kullanılmayıp, modern bir yapı malzemesi olarak cephenin tamamına taşınmıştır. İleri teknoloji ürünü camların kullanıma sunulmasıyla birlikte, saydam elemanlardan oluşan kısımlar, yapı kabuğunda ısı geçirgenliği açısından zayıf noktalar olmaktan kurtulmakta ve cam malzeme, yapıdaki önemi her geçen gün artan, vazgeçilmez bir yapı malzemesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Günümüz mimarisinde cephede doğal taş, yapay taş, kompozit ve metal levhalarla birlikte kullanılan cam malzeme, mimarinin barınak olduğu kadar, aynı zamanda bir iletişim biçimi ve bir simge olduğunu da ortaya koyarcasına, prestij binalarının vazgeçilmez malzemesi olmaktadır.

    Yapı kabuğu, yapıların mimari biçimlenişlerinin yanı sıra dış çevre koşulları ve işlevlerine bağlı olarak, bina içinde uygun fiziksel ortamın yaratılmasında önemli bir rol oynamaktadır. Her alanda olduğu gibi yapı sektöründe de teknolojik gelişmeler sürekli bir aşama kaydetmektedir. İnşaat malzemeleri ve bina yapım tekniklerindeki gelişmeler, cephe yapım sistemleri üzerinde de etkili olmuş ve giydirme cephe kavramının ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu çalışmada giydirme cephe sistemlerinin tanımı yapılarak, tarihsel süreç içinde geçirdikleri evreler belirtilmekte ve giydirme cephe türleri açıklanmaktadır.

    Giydirme Cephenin Kullanıldığı İlk Yapılar
    İngilizce’de “giydirme cephe” sisteminin genel tanımı olarak “cladding wall” deyimi kullanılmaktadır. Ancak “cladding wall” genellikle tüm asma cepheleri ifade ettiği için, hafif asma giydirme cephe sistemlerini tanımlamakta, Türkçe’ye “perde duvar” olarak çevrilen, “curtain wall” deyimi daha çok kullanılmaktadır. Giydirme cepheler, isimlerini aldıkları perdeler gibi hafif, duvarlar gibi kalıcı ve hareketsizdirler. Taşıyıcı olmayan her türlü duvarı, bir tür giydirme yüz olarak nitelendirmek mümkündür. Binanın dış kabuğunu oluşturan giydirme cephe, cam panellerden oluşan ve dış mekanla görsel bağlantıyı sağlayan vizyon kısım ile opak ya da cam panellerden oluşan spandrel kısım adı verilen parapet bölgesinden oluşmaktadır.

    Giydirme cephe sisteminin tarihçesine bakıldığında, dünyadaki ilk asma giydirme cephe uygulamasının, 1820 yılında Philadelphia’da iki katlı bir banka binasının cephesinde yapılmış olduğu görülmektedir. Giydirme cephe konseptinin ortaya çıkmasına neden olan çelik konstrüksiyonlu ilk gökdelen ise, 1883 yılında inşa edilen Chicago’daki Home Insurance binasıdır. 1851 yılında Londra’da inşa edilen Crystal Palace sergi merkezi, dökme demir taşıyıcı çubuklar arasına yerleştirilmiş, 300.000 parça cam kullanılarak oluşturulmuş, tamamen şeffaf olan kabuğu ile yeni bir kavramı dünyaya tanıtmıştır. Yine 1844 - 1866 yıllarında yapılan Palm House, ilk cam binalardan biri olmuştur. Şeffaf kabuk kavramı, 1890 yılında Amerikalı Mimar Louis Sullivan tarafından Chicago'da inşa edilen Auditorium Building ve 1891 yılında Daniel H. Burnham ve John Wellborn Root tarafından yine Chicago’da inşa edilen Monadnock binasında, bu defa kalıcı olarak kendini göstermiştir.

    İlk cam patenti, 1904 yılında Belçika’da alınmıştır. Bu gelişimle birlikte, camın metallerle birlikte kullanımı yaygınlaşmaya başlamıştır. Cam ve demir giydirme cephe kullanımında ABD’deki erken dönem binalarından biri, 1908 yılında inşa edilen 6 katlı Boley Clothing Company binası olmuştur. Giydirme cephelerin bu erken dönemlerinde sadece demir kullanılmamış, demir ve çeliğin yanı sıra, bronz ve bakır gibi metaller de kullanılmıştır. Giydirme cephelerin yüksek yapılardaki kullanımının dünyadaki ilk örneklerinden, 1929 yılında New York’da yapılmış olan Empire State binası, 4.000 alüminyum spandrel panelden oluşturulmuş ve yapımı 18 ayda tamamlanmıştır. Giydirme cephe sisteminin Avrupa’da uygulandığı ilk çağdaş yapılar: 1911’de Alfeld’de yapılan Fagus Ayakkabı Üretimevi, 1914’de Köln’de yapılan Werkbund Sergisi’nde yer alan Üretimevi ve 1926’da Dessau’da yapılan Bauhaus Tasarım Okulu’dur. Fransız Mimar Le Corbusier’nin 1930 - 1932 yılları arasında Paris’te yapmış olduğu İsviçre Öğrenci Yurdu, yine İsviçre’deki bir hayır kurumu yurdu ve Cenevre’de yaptığı Clarte Kotevi de giydirme cephe kullanılan yapılar arasında yer almaktadır.

    Giydirme Cepheyi Uygulayan İlk Mimarlar
    Giydirme cephe sistemini, bugünkü anlamında 1913’lerden beri kullanan mimarlardan biri de Walter Gropius olmuştur. Bir binanın tamamen giydirme cephe ile kaplanması ise 1934 yılında, Oregon’da 12 katlı bir ticaret merkezinin inşa edilmesiyle gerçekleşmiştir. Ancak o yıllarda giydirme cephe detayları, doğrama detaylarının cepheye adapte edilmesinden ileriye gidememiştir. Giydirme cephelerin ilk örnekleri, yalıtımlı ve işlenmiş camlara ve uygun profillere sahip olmadıkları için, kendilerinden beklenen konfor koşullarını tam olarak yerine getirememişlerdir. Alüminyum ve cam üretiminde gelişen teknoloji, bu iki malzemenin cephelerde kombine olarak kullanılmasına olanak sağlamış, bina ağırlığı azalırken, kat yükseltme olanağı da artmıştır. 1930’lu yıllarda yüksek yapılarda kullanım alanı bulan giydirme cephe sistemi, 1950’lerde patlama yaparak, bir anlamda yüksek yapıların simgesi haline dönüşmüş ve modern binaların cephelerinde yaygın kullanım alanı bulmuştur. Bu gelişmede önemli bir etken de, II. Dünya Savaşı sırasında artan alüminyum üretim kapasitesinin, savaş sonrasında piyasaya ucuz şekilde sunulmuş olmasıdır.

    Engelsiz şekilde, tamamen şeffaf olarak tasarlanan ilk cephe tasarımı, 1922 yılında Mies Van Der Rohe’un eskizlerinde ortaya çıkmıştır. Bu fikrin teoriden pratiğe dönüşmesinde en önemli gelişme, camın strüktürel dayanımının arttırılması yani temperlenmesidir ki, bu işlem 1928 yıllarında Fransa’da keşfedilmiştir. Bu gelişmeler doğrultusunda, Rohe’un fikrinin bir projede gerçekleştirilebilmesi, 1963 yılında Maison de la Rodio binasında, Henry Bernard tarafından olmuştur. Cam plakaların, herhangi bir çerçeve kullanılmadan çeşitli tasarımlarda yan yana getirilerek kullanılabilmesi, mimarlara çok büyük tasarım alternatifleri getirmiştir.

    Günümüzdeki Kullanımı
    Günümüzde “strüktürel silikon cephe” sisteminin esasını oluşturan bu anlamdaki ilk uygulamalar, Pilkington firması tarafından “patch fitting” adı verilen elemanlar kullanılarak yapılmıştır. Pilkington firması Richard Rogers ve Ortakları tarafından 1978 yılında kurulmuş ve camın geleceği için etkili olacak geniş çaplı araştırmalarla adını duyurmuştur. Bu aşamadan itibaren giydirme cephe sistemlerinin gelişim süreci, camların arkasındaki strüktürün daha hafif görünmesi ya da mümkünse hiç fark edilmemesi için yapılacak çalışmaların başlatılmasıyla devam etmiştir. Bu konudaki en önemli adım, 1981 yılında Mimar Adrian Fainsilber’ın Paris Parc de la Villette’deki Science Museum binası olmuştur. Peter Rice, Martin Francis ve Ian Richie tarafından geliştirilen sistemde “patch fitting” ve cam kirişler kaldırılarak, strüktürel taşıyıcı yapı minimuma indirilmeye çalışılmıştır. Zaman içinde, düşey ve yatay bağlantıları ortadan kaldırabilmek amacıyla, cam firmaları tarafından çeşitli sistemler geliştirilmiş, bu tasarımların gelişmesinde Rice, Francis, Richie’nin yanı sıra, Hollandalı Mick Eekhout ve Fransız Marc Malinowsky’nin de önemli katkıları olmuştur.

    Türkiye’deki Uygulamalar
    Yaklaşık 4.000 yıl önce Doğu Akdeniz’de keşfedilen, M.Ö. 1500 yılında Mısır’da kullanılmaya başlanan, daha sonra Venedik ve Avusturya’ya oradan da tüm dünyaya taşınan camın gelişim serüveni, 21. yüzyıldaki teknolojik gelişmelerle halen devam etmektedir. Dünyadaki gelişmelere paralel olarak, daha önceleri cesaret edilemeyen giydirme cephe teknolojisi ve yüksek yapılar, gelişmiş ülkelerden yapılan teknoloji transferleri ve çağdaş malzemelerle, Türkiye’de de uygulama alanına girmiştir.

    Türkiye’de ilk giydirme uygulamalarından biri, 1959 yılında Enver Tokay ve İlhan Tayman tarafından Ankara’da yapılan Kızılay İşhanı’dır. Mehmet Konuralp ve Salih Sağlamer’in 1973 – 1979 yılları arasında İstanbul’da yaptıkları Karayolları 17. Bölge Müdürlüğü Binası da başarılı örneklerden biri olmuştur. Giydirme cephe sistemini Türkiye’ye ilk taşıyan firma, Çuhadaroğlu Alüminyum Sanayi ve Ticaret A.Ş. olmuştur. Alüminyum doğrama, giydirme cephe ve cephe kaplama alanında 1965 yılından itibaren faaliyet gösteren şirket, günümüzde sadece Türkiye’de değil, yurtdışında da çalışmalarını sürdürmektedir. Türkiye’de giydirme cephe sistemi üreten ve uygulayan büyük firmalardan biri de Metal ve Yapı Sistemleri Ticaret Anonim Şirketi’dir. Kuruluşu 1966 yılında İstanbul Alüminyum Sanayi ile başlamış, 1987 yılından itibaren gelişmeye devam etmiştir. Bu şirketlere ilave olarak, ülkemizde tasarım ve uygulama aşamasında faaliyet gösteren birçok firma bulunmaktadır.

    Giydirme Cephe Türleri
    Giydirme cepheleri, cephede kullanılan panellerin ağırlığına bağlı olarak 2 farklı şekilde sınıflandırmak mümkün olabilmektedir. Buna göre, ağırlığı 100 kg/m2’den büyük olan panellerden oluşan sisteme “Ağır Asma Giydirme Cephe”, 100 kg/m2’den küçük panellerden oluşan sisteme ise “Hafif Asma Giydirme Cephe” adı verilmektedir.

    Ağır asma giydirme cepheler, beton esaslı panellerden oluşan giydirme cephe sistemidir. Bu elemanların oluşumunda, normal beton, hafif beton ve gazbeton gibi malzemeler kullanılmaktadır. Kalıp kullanımındaki geniş olanaklar betona istenilen şeklin verilmesine izin vermektedir ve istenilen yüzey dokusu elde edilebilmektedir. Statik ve dinamik yükler, binanın strüktürel iç duvar ve döşemelerine metal bağlantı elemanları yardımıyla aktarılmaktadır. Ağır asma giydirme cephe elemanlarının kendi ağırlıkları ve rüzgar yükü karşısında stabilitelerini sağlamaları için duvar kalınlığının en az 6 cm. olma zorunluluğu bulunmaktadır. Ayrıca, elemanın bünyesinde kullanılan donatı çubukları arasındaki mesafe 10 cm.’den az olmayacak şekilde, çelik ızgara şeklinde olmalıdır. Çok katmanlı sandviç panellerde, katmanlar arasındaki bağlantı, sistemin ağırlık merkezinde bulunmalıdır.

    Betonun, ısı iletkenlik katsayısı yüksek bir malzeme olması, beton esaslı hazır elemanların kullanıldığı ağır asma giydirme cephe sistemlerinde ısı yalıtımı uygulamasını zorunlu kılmaktadır. Bunun yanı sıra, ağır oluşları nedeniyle bina taşıyıcı sistemine daha çok ölü yük getirmektedirler. Bu yük, bağlantı elemanlarının detaylandırılmasında maksimum dikkat ve kontrolü gerektirmektedir. Taşıma ve depolama evrelerinde hatalı şekilde istiflenmeleri hasar görmelerine sebep olacağından, bu konuya ekstra özen gösterilmesi önerilmektedir. Uygulama alanı, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hafif asma giydirme cephe sistemlerine göre çok daha azdır. İstanbul’da bulunan The Marmara Oteli, bu sisteme ait ülkemizde uygulanmış bir örnektir.

    Hafif asma giydirme cephe sistemlerinde doğramanın cam taşıma biçimi, giydirme cephenin türünü belirlemektedir. Geleneksel doğrama sistemleri, giydirme cephelerin oluşumunda da kullanılmaktadır. “Klasik Sistem” adı verilen bu sistemde, cam doğrama yuvası içine yerleştirilerek, bütün kenarları boyunca doğrama çıtası ile örtülmektedir. (Sakıp Sabancı Anadolu Lisesi, klasik sistemle inşa edilmiş bir giydirme cephe örneği olarak gösterilebilir.) “Asma Sistem” de ise, doğrama elemanları taşıyıcı profillere oturmaktadır. Hafif asma giydirme cephe sistemi, cephe elemanlarının taşıyıcı bir iskelet üzerine yerleştirildiği, şeffaf veya opak panellerin oluşturduğu giydirme cephe türüdür (Süzer Plaza yapısı örnek olarak gösterilebilir). Cephe elemanları, binanın kiriş ve döşeme alınlarına noktasal bağlantılarla tespit edilen taşıyıcı elemanlar sayesinde taşınmaktadır.

    Hafif asma giydirme cephe sistemlerinde spandrel kısım 2 farklı şekilde gerçekleştirilmektedir. Yani parapet oluşumu 2 türlüdür: Spandrel kısmın asma sistem bünyesinde yer aldığı durumlarda “parapetsiz”, kagir elemanlarla oluşturulması durumunda “parapetli” sistemden söz etmek mümkün olmaktadır. Parapetli sistemde parapet, betonarme veya kagir elemanlarla oluşturulmaktadır. Betonarme parapetler, katlar arası yangın ve ses kontrol sistemlerinin detaylandırılmasında kolaylık sağlamaktadır. Paneller, kagir parapet yüzeyine monte edilmektedirler. Parapetsiz sistemde ise parapet, asma cephe bünyesindedir. Asma cephenin bir bölümü, şeffaf veya opak panel olarak spandrel kısmı oluşturmaktadır. Alan kayıplarının minimum düzeyde kalmasını sağlayan bir sistem olmaktadır.

    Dış Cephe Kaplamaları
    Duvarların analitik olarak incelenebilmesi için duvarın üç ayrı bölümde ele alınır ve bu bölümler,
    - Kaplama,
    - Çekirdek,
    - Kaplama'dır
    Bunlardan dış kaplamalar, dış duvarın dış yüzünde bulunan ve yapının dış atmosferle doğrudan temas eden yüzeylerini oluşturur.
    Doğrudan yapı dışından yani atmosferden gelen zararlı etkilerden duvar çekirdeğini koruma görevi dış kaplama malzemesi tarafından karşılanacaktır. Dolayısıyla, bu amaçla kullanılacak kaplama malzemelerinin,
    - Atmosferin kimyasal etkilerine dayanıklı olması,
    - Güncş ışınlarının zararlı etkilerinden bozulmaması,
    - Sıcaklık farkları dolayısıyla oluşacak genleşme ve daralmalardan zarar görmemesi,
    - Yağış sularından bozulmaması ve suyu içine almaması,
    - Don etkisiyle bozulmaması,
    - İçten gelen ve iç yüzeyde oluşan buharın dışarıya çıkmasına engel olmaması gibi temcl özelliklere sahip malzemeler olması gerekir.
    Yapı fiziğiyle doğrudan ilgili bu gibi özellikler dışında, dış kaplamaların, binanın görünen yüzünü oluşturduğu için, rcnk, doku özellikleriyle birlikte estetik yönden de binayı takdim edici nitelikleri bünyesinde toplaması beklenir.
    Dış kaplama malzemeleri bina cephesine uygulanabilme yönünden temelde beş ayrı grupta ele alınıp açıklanır:
    - Sıvalar,
    - Yapıştırıcıyla tespit edilen plaka halindeki rijit kaplamalar,
    - Konstrüksiyon sistemiyle tespit edilen plaka halindeki rijit kaplamalar,
    - Prefabrike duvar kaplama ve panelleri,
    - Giydirme cepheler
    Dış Cephe Kaplama Malzemeleri Tipleri
    1. Dış Sıvalar
    2. Yapıştırıcıyla Tespit Edilen Plaka Halindeki Rijit Kaplamalar
    Boyutları yaklaşık 30x50'cm yi geçmeyen plaka halindeki rijit duvar kaplamaları bir yapıştırıcı harç tabakasıyla çekirdek üzerine doğrudan tespit edilebileceği gibi, çekirdek üzerine yapılmış bir sıvanın üzerine de yapıştırılabilir. Bütün bu tür rijit kaplamalar için geçerli olan ana kurallar aşağıda özetlenmiştir:
    - Duvar kaplamaları mekanik aşınma ve darbeye maruz kalmadıkları için döşeme kaplamalarına nazaran daha ince yapılabilir,
    - Mekanik aşınmaya maruz kalmayacağı için sırlı malzemeler kullanılabilir. Duvar kaplamalarının yerinden ayrılması, diğer bir deyişle düşme riski olduğu için arka yüzlerinin harçla aderans artırıcı şekille yivli ya da dişli olarak üretilmiş olması gerekir. Yoğun ve su emmeyen taşların harç ile tespiti sakıncalıdır. Bunlar harcın yanısıra yardımcı tespit araçlarıyla da tespit edilmelidir.
    - Plaka halindeki duvar kaplamaları döşeme kaplamaları gibi doğrudan suya maruz kalmadığı için bu kaplamaların arkasında su yalıtım katmanına gerek kalmamaktadır. Düşey plak kaplamaların derzleri plakaların genleşmesine olanak verecek rijitlikte bir derz dolgu malzemesiyle doldurulmalıdır.
    Cam Kaplamalar
    - Opak Camlar
    - Cam Mozaikler
    Seramik Kaplamalar
    - Gre ve Porselen Mozaikler
    - Gre ve Yarı Gre Seramik Kaplamalar
    - Plaket Kaplamalar
    - Prese Kaplama Tuğlaları
    Doğal ve Yapay Taş Plakalar
    3. Konstrüksiyon Sistemiyle Tespit Edilen Doğal ve Yapay Taş Plakalar
    Bu tür uygulamalar duvar yüzüyle aralarında hava yastığı bırakacak şekilde duvara bir konstrüksiyon sistemi aracılığıyla tespit edilir. Bu nedenle sözkonusu bu kaplama malzemelerinin tespiti harç kullanılmadan doğrudan doğruya kuru olarak yapılır. Başlıca iki ayrı uygulama şekli içeren bu sistemde kaplama malzemesi duvara ya bir kenet sistemiyle ya da bir ızgara sistemi yardımıyla tespit edilir. Kullanılan kaplama malzemeleri birbiriyle geçmeli olarak birleştirilmekte, böylece yağmur suyunun içeriye geçmesi engellenmektedir, Bazı kaplama türlerinde kaplama elemanları arasına özel plastik macun ya da fitiller konmak suretiyle bu sorun bindirmesiz (binisiz) olarak da çözülebilmektedir.
    - Kenet Sistemiyle Tespit Edilen Doğal ve Yapay Taş Plakalar
    - Asbestli Çimento Levha Kaplamalar
    - Metal Kaplamalar
    - Polimer Kaplamalar
    - Ahşap Kaplamalar
    4. Prefabrike Duvar Kaplama Panelleri
    Mevcut bir dış duvara (yığma ya da iskelet sistem) dışarıdan takılarak uygulanabilme özelliğine sahiptir. Bıı kaplamanın kullanılmasındaki ana amaç, mevcut bir dış duvarın dış etkiler karşısındaki davranışını iyileştirmenin yanısıra, yapımda hız, yüksek bir nesnel nitelik ve işçilikten kazanç sağlamaktır. Bu gruba giren panellerin bir kısmı mevcut duvara bir konstrüksiyon aracılığıyla arada hava yastığı kalacak şekilde tespit edilebileceği gibi; bir kısmı, duvarla aralarında bir boşluk bırakılmadan duvara ankraj elemanlarıyla bağlanarak tespit edilir. Bu tür kaplama panellerinin dış yüzleri seramik, cam, mozaik, doğal taş, asbestli çimento levhadan oluşturulabilir.
    Dış ülkelerde yaygın şekilde kullanılan ve dış kaplaması seramik malzemeden oluşturulan panellerin bir kısmı bir dış duvarın dış yüzünü oluşturan seramik kaplamadan ve bu kaplamayı rijit bir pano haline getirecek armatürlü bir harç tabakasından oluşur. Diğer bir kısmı ise daha büyük boyutlarda (199x349 cm) ve içlerinde yine seramikten hava kanalları oluşturacak bir katmandan meydana gelir. Bu dış kaplama panellerinin ek yerleri plastik macunla doldurulabileceği gibi özel derz pro-filleri (neopren) veya metal profillerle de kapatılabilir.
    5. Giydirme Cepheler
    Giydirme cephe sistemi, bir binanın taşıyıcı sistemine dıştan tespit edilen bir ızgara ile bu ızgara sisteme takılan panellerden oluşur. Bu paneller, işlevin gerektirdiği şekilde saydam ya da opak, hareketli ya da sabit yüzeylerden oluşur.
    Işık geçirmesi gereken ve pencere işlevi yüklenen kısımlar sadece camdan oluşur. Dış duvar işlevini yerine getirecek olan opak kısımlar ise cam, metal, asbestli çimento levha, plastik, doğal ve yapay taş vb. Dış kaplama yüzeyini oluşturacak malzemeler, değişik yalıtım katmanları ve iç yüzey kaplama malzemesinden meydana gelir.
    Türkiye'de granit seramiğin gelişimi
    Türkiyede üretimine 1991 yılında Kalebodur tarafından başlanan Granit Seramik karolar, sürekli gelişen teknolojik altyapı sonucunda 30x60, 60x60, 60x120 gibi büyük ebat karoların üretilmesi ile 1993 yılından itibaren mekanik sistemler ile dış cephelerde uygulanmaya başlanmıştır.
    Yüksek darbe dayanımı ve yüzey sertliği, leke tutmama (su emme %0) atmosferik koşullardan etkilenmeme gibi dış cephe kaplama malzemelerinde istenen performans özelliklerine sahip granit seramik karolar, 1999 İzmit depremi sonrasında oluşan hafif malzeme kullanma tercihi sonucunda, doğal taş kaplama malzemelerine karşı olan hafiflik avantajı ile de birlikte dış cephelerde tercih edilen bir malzeme olmuş ve pek çok projede kendine yer bulmuştur.
    Granit Seramiğin sahip olduğu teknik özelliklerin yanında bir özelliğide sınırsız doku ve renkte üretime olanak vermesi ve tasarımcıya alternatifler sunabilmesidir.
    Granit seramik dış cephe uygulama sistemleri
    Giydirme sistemler
    1 Klipsli Sistem
    - Granit Seramik kesimini en aza indiren yerleşim projesi,
    - Alüminyum profillerin, granit seramik akslarına göre, düşey konumda, paslanmaz perçinlerle sabit ve kayıcı mesnet oluşturur biçimde monte edildikleri L braketler aracılığı ile yapıya sabitlenmesi,
    - Granit Seramiklerin fırın boyalı paslanmaz çelik klipsler, derz elemanı ve EPDM fitil kullanılarak 4-8 mm aralıklarla düşey profillere montajı.

    2 Gizli Sistem
    - Granit Seramik kesimini en aza indiren yerleşim projesi,
    - Taşıyıcı alüminyum profillerin düşey doğrultuda 1 m ye kadar aks aralığında, L braketler aracılığı ile binaya montajı,
    - Granit seramik arka yüzeyine kanal açılması,
    - Granit Seramik arkasındaki kanal akslarına göre yatay askı profillerinin düşey profillere montajı,
    - Arkasındaki kanallara kanca tesbit edilmiş granit seramiklerin yatay askı profillerine montajı,
    3 Konstrüksiyona Yapıştırma
    - Granit Seramik kesimini en aza indiren yerleşim projesi,
    - Alüminyum T profillerin, granit seramik akslarına göre, düşey konumda, paslanmaz perçinlerle sabit ve kayıcı mesnet oluşturur biçimde monte edildikleri L braketler aracılığı ile yapıyasabitlenmesi,
    - Granit seramiklerin poliüretan esaslı yapıştırıcılarla düşey profillere 4 mm derz aralığı ile tesbiti.

    Yapıştırma sistemi
    Yüzey hazırlama
    - Sıva, çimento esaslı
    - Yüzey pürüzlü ve düzleminde
    Seramik yapıştırma
    - Yapıştırıcı: Çift bileşenli granit seramik yapıştırıcısı (Kalekim Technomax 30)
    - Uygulama sıcaklığı = +5C - +35C
    - Çift Sürüm yöntemi ( yüzeye ve seramiğe )
    Derzleme
    - Derz dolgu malzemesi: Flex granit seramik fugası (Kalekim Fuga Flex 1-6 mm)
    - Yapıştırma uygulamasından 24 - 48 saat sonra
    Kullanılan Granit Sermaik Ebatları
    30x60, 40x60, 60x60, 60x120 , 20x120*, 30x120*, 40x120*

  2. The Following 2 Users Say Thank You to merahli For This Useful Post:

    ando (24-05-2008), N.SEZGİN (06-08-2008)

  3. #2
    Konu Yöneticisi
    Üyelik tarihi
    01-06-2006
    Yaş
    37
    Mesajlar
    989
    Thanks
    9
    Thanked 107 Times in 40 Posts
    özellikle taahhüt işleri yapan arkadaşlar için çok yararlı bilgiler...
    '''Soylesem tesiri yok,Sussam;gonul razi degil'''

Benzer Konular

  1. Boya Yapımı ve Kontrol Esasları
    By erdincozkara in forum Kontrol Esasları Projesi
    Cevaplar: 8
    Son Mesaj: 27-05-2016, 11:14
  2. Mimaride Kullanılan Dış Cephe Kaplamaları
    By SerMimar in forum İzolasyon (Isı, Su, Ses Yalıtımı ) ve Cephe Kaplamaları
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 12-12-2008, 01:41
  3. giydirme cephe uygulama
    By zeki61 in forum İzolasyon (Isı, Su, Ses Yalıtımı ) ve Cephe Kaplamaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 03-11-2008, 21:48
  4. Giydirme Cephe Projeleri
    By B.YILMAZ in forum Serbest Kürsü
    Cevaplar: 13
    Son Mesaj: 28-05-2008, 10:50
  5. Compact Laminat Giydirme Cephe Sistemleri
    By mimlioenel in forum İzolasyon (Isı, Su, Ses Yalıtımı ) ve Cephe Kaplamaları
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 20-10-2006, 15:21

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •