Arkadaşlar,
Sıvılaşma riskinin değerlendirilmesi üzerine naçizane basit bir yazı yazdım. Meslektaşlarımızın sıvılaşmayı basitçe değerlendirip detay analiz yapıp yapmamalarının gerekliliğini değerlendirmelerinde faydalı olacağına inanıyorum. Hata veya kusurumuz var ise buradan bildirirseniz gerekli düzeltme yapılacaktır.
Herkese iyi çalışmalar
Okumak için [Yalnızca üyeler linkleri görebilir. ]
Konu Gilgin tarafından (12-06-2011 Saat 01:27 ) değiştirilmiştir.
Sıvılaşma hakkında yazdığın yazıya ilave olarak birkaç şey eklemek isterim izninle.
İnce kum,siltli kum veya killi kum tabakalrının olduğu kısımda sıvılaşma beklenebiliir.kil oranı çok yüksek olan zeminlerde sıvılaşma olmaz.Sıvılaşmanın olabilmesi için yeraltı su seviyesinin 10 metre ve daha yukarıda bulunması gereklidir.10 metrenin altında sıvılaşma olmaz.Nedenine gelince sıvılaşma boşluk suyu basıncının artması ile efektif gerilmenin sıfıra çok yaklaşmasıdır.10 derinliği düşünürsek bu kısımda boşluk suyu basıncı ne kadar artarsa artsın toprak yükü fazla olduğundan efektif gerilmenin sıfıra yaklaşması zordur.Sıvılaşma tahkiklerinde karar verebilmek için yöntemleri ikiye ayırabiliriz esas yöntemler ve yardımcı yöntemler.Kıstaslardan birinin veya birkacının sıvılaşmayı göstermesi sıvılaşma olacagı anlamına gelmez.Bu yüzden tek bir formulasyona bağlı kalmamak gerekir.Esas ve yardımcı yöntemleri birarada değerlendirip sonra sonuç çıkarmak dogru olur.Esas yöntemler olarak EŞİK İVME KRİTERİ (sıvılaşmanın başlaması için gerekli başlangıç ivmesinin hesabına ve bölgedeki depremin ivmesine yönelik kriter),KAYMA GERİLMESİ KRİTERİ(sıvılaşmanın başlayabilmesi için sınır kayma gerilmesi hesabına dayanan kriter),SIVILAŞMA DİRENÇ FAKTÖRLERİ sayılabilir.Bunun yanında yardımcı kriterler olarakda relatif sıkılık oranı;boşluk basıncı artış orancı,granülometrik değerlendirme,standart penetrasyon kriteri,yeraltı su durumu,ince daneli malzeme oranı gibi değerlerdir.Ama bu yöntemlerin hiçbiri kendi başına bir anlam ifade etmez. Bunlar birlikte mütala edilmeli(esas yöntemler ve yardımcı yöntemler) çoğunluğa g öre bir karar varılmalıdır.Şunuda unutmayalım sıvılaşma olabilir gibi bir sonuç çıksa bile bu sonuç her zaman olasılıkdır.Sıvılaşma analizlerinde 2*2=4 etmez.Sadece 2*2 nin 4 olma ihtimali vardır...
saygılar
Ahmet ÇELİKKOLLU
İnşaat Mühendisi
[Yalnızca üyeler linkleri görebilir. ]
ESKİŞEHİR
Gilgin (04-04-2009)
Ahmet Bey, verdiğiniz ek bilgiler için teşekkür ederim.
CELİKKOLLU (06-04-2009)
Ahmet bey, 10 metrenin altında sıvılaşma olmaz diye birşey yoktur.Dünyada sıvılaşma analizleri 15 metreye kadar yapılır ki bu da bize 15 metreye kadar olan kısımda da riskin olduğunu gösterir.
SAYGILARIMLA
Sadettin TOPÇU
İnşaat Mühendisi
CEMA Mühendislik
yss ile alakalı olarak; sıvılaşmaz zemin kalınlığı ve yss ile olan durumu da analize etki eder.10 -15 m gibi kabaca derinlikten sonra olan sıvılaşmalar üst yapıya ne kadar etki eder ve bu etkininihtimali nedir diye düşünmek gerekir.
sıvılaşmaya etki eden faktörleri sıralarsak
1.deprem büyüklüğü ve suresi
2.y.s.s
3.zemin tipi
4.zeminin rölatif sıkılığı
5.tane boyu gradasyonu
6.drenaj şartları
7.yerleştirme ve çökelme
8.çevre basıncı
9.zemin yaşı ,tarihsel ortam , çimentolanma
12.bina yükü
N değerini kullanırken N60 N55 N70 bunları ayırt etmek gerekli. yani N60 kullunmak gereken yerlere N70 değerini aynen kullanamayız
seed ve idriss 1982 sonrasında youd ve gildtrap 1999 killi zeminler için
LL<35
0.005 mm den geçen yüzde < 15
w>0.9 LL olmalı diyor.
sıvılaşma analizi dikkat gerektirir.ve biliyoruz ki güvenlik ilk kuralımızdır
Gilgin (14-04-2009)
Sıvılaşma
Deprem durumunda, kohezyonsuz ve suya doygun kumlu ve siltli zeminlerde geçici ve tekrarlı yükler
altında boşluk suyu basıncının artımı sonucu mukavemet kaybı oluşması olarak tanımlanır,
Sıvılaşmanın belli başlı etkileri arasında deprem esnasında ve sonrasında oluşan zemin taşıma gücü kayıpları,
oturmalar, şevli arazilerde yanal zemin ötelenmeleri, istinat duvarları arkasındaki toprak itkilerinde artış ve zemine
gömülü boru ve servis hatlarının deformasyonları sayılabilir.
Sıvılaşma etkilerinin azaltılmasına yönelik metodlar
(1) sıvılaşma potansiyeli olan zeminin kazılması veyer değiştirilmesi
(2) zemin sıkılaştırmasıyla mukavemet parametrelerinin arttırılması (vibrokompaksiyon, taş kolon,
dinamik kompaksiyon, patlatma)
(3) aşırı boşluk suyu basınçlarının taş kolon veya şerit drenler ile drenajı
(4)çimento ve diğer bağlayıcılarla zeminde mukavim kolonlar oluşturulması (‘Jet Grouting’, ‘Deep Mixing' )
(5)çakma veya fore kazıklı temeller (kesme kuvvetlerini karşılayacak şekilde donatılarak)
(6) yeraltı su seviyesinindüşürülmesi
(7) diyafram duvar
(8) radye temel uygulamalarıdır
Vibrasyonla yapılan islah metodlarında en yaygın yöntem, ıslah öncesi ve sonrasında Standart Penetrasyon Deneyi
(SPT)
Statik ‘Koni’ Penetrasyon Deneyi (CPT)
ve/ Presyometre Deneyi (PMT)
uygulayarak zemindegerçekleştirilen rölatif sıkılık ve mukavemet artışını göstermektir.
Sahada seçilecek deney alanlarında uygulama
yapılarak metodun etkinliği araştırılır ve başarılması hedeflenen minimum SPT sayısı, koni uç direnci veya presyometre
limit basıncı seçilir.
Çimento enjeksiyonu ile yapılan ıslah metodlarında yukarıdakilere ilave olarak yerinde alınacak karot numuneleri
üzerindeki gözlemler ve basınç deneyleri, tekil veya grup yükleme deneyleri, kazı yapılıp uygulama çapının kontrolü,
enjeksiyon karıştırma kazanlarından alınan numuneler üzerinde viskozite, yoğunluk, kür zamanı kontrolü ve uygulama
sırasında basınç tahkiki gibi yöntemler daha ön plana çıkmaktadır.
Tabi burada esas olan şey arkadaşlar, yine yazımın amacına döneyim, sıvılaşma olur/olmaz ilk bakılması gereken kriterler vardır. O kadar çok rapor gördüm ki, maalesef jeoloji mühendislerinin eline kalan geoteknik mesleği ayaklar altında, garip ucube raporlar, belediyelerde zemin emniyet gerilmesinin virgülden sonraki 2. hanesini(kg/cm2 cinsinden) sorgulayan jeoloji mühendisleri falan,falan...
Ancak bu durum tek başına inşaat mühendislerinin başedebileceği bir noktadan çıktı maalesef. Artık zemin etüd raporlarının şirketleşmiş kurumlar tarafından yapılması sağlanmalı, bu şirketlerde bünyelerinde en az 3 mühendis barındırmalı, inşaat , jeoloji ve jeofizik mühendisleri, 1 sondaj makinası, 1 sismik alet, vs...
Böyle bir müdahale oluşmadığı ve özel bir statü oluşturulmadığı sürece odaların oluşturduğu anlamsız fahiş fiyat uygulamaları, sırf odaları tatmin etmek için yapılan ekstra anlamsız geoteknik çalışmalar böylece ortadan kalkabilir. Yani gözlemsel değerlendirmenin yeterli olduğu yerde sondaj isteniyor, veya 70m2 arsada iki sondaj istenmesi gibi. Bu iş birilerinin tekel oluşturmak istemesine dayandırılarak sınırlar içine sokulamayacak kadar özellikli bir hizmet işi.
Şu anda proje yapmıyorum şantiyeciyim ama 5 yıla yakın projeci gecmişimde bu raporların nasıl hazırlandığına tanık olmuştum Bence iş daha ciddiye alınmalı
Ancak bu durum tek başına inşaat mühendislerinin başedebileceği bir noktadan çıktı maalesef. Artık zemin etüd raporlarının şirketleşmiş kurumlar tarafından yapılması sağlanmalı, bu şirketlerde bünyelerinde en az 3 mühendis barındırmalı, inşaat , jeoloji ve jeofizik mühendisleri, 1 sondaj makinası, 1 sismik alet, vs...
Sayın Gilgin,
Bu işi yine inşaat mühendisleri çözmek zorunda. Eğer meslektaşlarımız dediğiniz uyduruk raporlara itibar etmezse, adam gibi bünyesinde geoteknik mühendisi barındıran kurum raporu isterse herhalde raporlar böyle çıkmaz. İnşaat mühendisleri bu işe sahip çıkmadığı için jeologlar ve jeofizikçiler çok rahat cirit atabiliyor.
Sayın ABRh-,
Kesinlikle fikirlerinize katılıyorum. Ancak piyasada fiyat dışında hiçbir kriterin önemsenmediği bir ortamın varlığı bulunmaktadır. Ben nacizane geoteknik konusunda 2000 yılından beridir yöresel hizmet vermekteyim. Ne kadar ciddiyetle bu işi yapıyor olsam da bu işi bilen insan olmanız sizin tercih edilir olmanızı sağlamıyor. Özellikle mimarlar işin ciddiyetinden yoksun oldukları, veya işi topyekün alanın "mimar-yada inş.müh" bütün derdi 150-200TL fazla para kazanmak olduğu için kimse sizin belirttiğiniz etik değerleri umursamıyor ve önlerine gelen uyduruk raporları esas alıp proje yapıyorlar.
Bakın şu bir gerçekki insanlar içinde bulunduğumuz çağ içinde özellikle ülkemizde gözlerinin önünde hertürlü adaletsizlik, kanunsuzluk, kayırmacılık yapılırken inşaat mühendislerinden azami bir meslek onuru ve etik davranış beklemek anlamsız bir bekleyişten öte değildir. Kanun ve yönetmeliklerle düzene sokulmamış inşaat sektörünün 1991-erzincan, 1995-dinar, 1999-gölcük vb... sonuçları görülmüş ve şahıslara bireysel sorumluluklar yüklemekle bir yere varılamayacağı sonucuna ulaşılarak "tartışmalı" da olsa bir yapı denetim sistemi getirilmiştir. Burada havada kalmış tek hizmet geoteknik hizmetlerdir ve bu da kanuni düzenleme yapılmadığı sürece kapanın elinde kalacaktır. Üzülerek yeniden söylüyorum, iş artık çığrından çıkmıştır ve kontrol edilebilir olmaktan uzaklaşmıştır. Gerekli kanuni düzenlemeler yapılmazsa, yakın zamanda geoteknik diye bir ifade de tarih olacaktır.
Paylaş