Orijinalini görmek için tıklayınız : Mimarisi kötü şehre ne yatırımcı gider ne de kaliteli işgücü


mimlioenel
27-11-2006, 14:55
Mimarisi kötü şehre ne yatırımcı gider ne de kaliteli işgücü

[Only registered and activated users can see links]ışından kim gelse izlenimleri sorulduğunda kentin büyüleyici olduğunu, tarihi yarımadanın güzelliğini, Sultanahmet’in ve Ayasofya’nın müthiş mimarisini bir çırpıda anlatıverir. Ama 2000 yılının resmi rakamlarına göre 10 milyon, bugün ise 15 milyona dayanan nüfusuyla İstanbul’un geneli için hiç de böyle büyüleyici bir mimariden bahsedilemez.

Londra’da BBC Müzik merkezi, Japonya’da Yokohama Uluslararası Feribot Terminali gibi büyük projelere imza atan, Ümraniye’de 34 milyon Euro’luk alışveriş merkezini çizen ünlü İspanyol Mimar Alejandro Zaera Polo (43), İstanbul’daydı. Şehirdeki güncel mimariyi zayıf bulduğunu söyleyen Polo, dış bölgelere kontrolsüz yayılmanın tehlikesine dikkat çekti: "10 yıl içinde banliyölerdeki yapılar kentin mimari mirası arasına girecek. Bu bölgeler iyi kontrol edilmeli, çünkü yeni şehir aslında bu bölgeler."

İstanbul’un mimarisini görme şansınız oldu mu?
- İstanbul’a birçok kez geldim. Bence dünyanın en ilginç kentlerinden biri. Özellikle camiler muhteşem. Bence kentin topografyası, manzarası ve suyla ilişkisinden gelen çok büyük bir gücü var. Kentin en beğendiğiniz yapısını seçmenizi istesem, muhtemelen siz de Ayasofya dönemi eserlerini gösterirdiniz. Çünkü bu dönemde yapılanlar hálá en zarif mimari eserler.

Bugünün mimarisini nasıl buluyorsunuz?
- Zayıf. Genellemek doğru olmaz, eminim görmediğim güzel yapılar da vardır. İstanbul Modern Sanatlar Müzesi çok zarif. Eski bina yeniden düzenlenmiş, ama çok ince çalışılmış. Kentin modern kısmı hiç ilgi çekici değil. Eski eserlerle karşılaştırdığınızda, bugünkü mimaride zarafetin kaybolduğunu görüyorsunuz.

Banliyöler 10 Yılda Mimari Miras Olacak
Siz de kent merkezinin çok dışında, Ümraniye’de bir proje yapıyorsunuz.
- İstanbul çevresindeki gelişim, büyük Avrupa, Amerika kentlerindekinden farklı değil. Bu bölgeler ulaşım gibi nedenlerle yatırımcıların tercihi. Bu gelişmeden kaçmak mümkün değil, sadece daha iyi inşa edilebilir. Beyoğlu’nun ortasındaysanız kıpırdayacak yeriniz yok demektir. Bence mimarlar şehrin merkezinden uzak alanları daha iyi değerlendirmeli. Çünkü yeni şehir aslında burası. Beyoğlu’nun eski camilerin, Kapalıçarşı’nın korunması önemli ama bir çok kişi şehir merkezlerini bırakıp banliyölere yöneliyor. Bu bölgeler tamamen yarıtımcıların inisiyatifine bırakılmış. Kamu denetimi çok az ya da hiç yok. Ama 10 yılda banliyöler kentin mimari mirası haline gelecek. Çünkü bu binalar en az 25 en çok 200 yıl orada kalacak. İnşasında yatırımcı kárı tek ölçüt olmamalı. Bu alanları özenle kontrol etmek lazım.

Ümraniye Pahalı Ama Değişik Proje
Ümraniye’de yapacağınız alışveriş merkezinde ne tür kısıtlamalara karşı çalışacaksınız?
- Alışveriş merkezi şablonlarına uymaya zorlanıyorsunuz, şablonu çok değiştirmek kullanıcının aklını karıştırabilir. Biz şanslıydık, çünkü müşterimiz özel bir şey istedi. Projeyi bir yarışma sonucu kazandık. Aynı dönemde, İngiltere’de iki alışveriş merkezi projesi aldık. Bu alanda özel bir ünümüz, tecrübemiz yok. Farklı bir şey yapmamız için adaylar arasına seçildik. Şablon dışında bir proje üreteceğiz, bu nedenle benzerlerinden çok daha pahalıya mal olacak.

İstanbul gibi bir kentin daha iyi bir mimariye ihtiyacı olduğu kesin, peki neden?
- Şehir atmosferindeki kalitenin toplumlar arası rekabette ön plana çıktığı global bir dünyada yaşıyoruz. Şirketler, yatırımcılar, yüksek kalitedeki işgücü giderek daha zarif kentlere yöneliyor. Bunun için iyi tasarıma ihtiyaç var. Sadece estetik değil, rahatlık, işlevsellik, etkinlik de önemli. Bu adımı atamayan kentler diğer ülkeden yatırımcı, kaliteli iş gücü çekemez. Mimari, hayatımızda bu nedenle artan oranda önem kazanıyor.

Nasıl mimar Rem Koolhas’ın öğrencisi oldunuz?
- Eşim Farshid ile Harvard’da tasarım okurken, Rem Koolhas’ın öğrencisi olduk. Bize iş teklif etti. Ekibine katılmak bile çok önemliydi. Çünkü o sadece proje çizmiyor adeta kent ve mimari deneyleri yapıyordu. Bu bize bakış açısı kazandırdı, estetikten çok kavramsal olarak etkiledi. Fikir tekrarı yerine her işte her şeyi baştan yaratmayı öğrendik. 1993’e kadar Rem’le çalıştıktan sonra Londra’ya taşındık. Evlendik ve kendi işimizi kurduk.

Eşinizle ortak projeler yaparken estetik alanda uzlaşma yolunu nasıl buluyorsunuz?
- Mimarlık tek başına resim yapmaya benzemez. Uzlaşma gerektirir. Ekibinizle, müşteriyle, kullanıcılarla iletişim içinde olmalısınız. Geçmişte kralın, prensin himayesindeki mimarlar özgürce çalışabilmişti, bu devir bitti. Bugün, ben böyle istiyorum, diyemezsiniz. Örneğin BBC için iki stüdyo yapmamız gerekiyordu. "Bu bir yarışma, müşterinin de anlayacağı halka açık bir bina yapmalıyız" dedik. Ekibimle tartışmalarda estetikten çok kullanacağımız teknik gündeme geldi.

Niye Londra’dasınız?
- Rem’den ayrıldıktan sonra, işimizi kuracağımız ülke açısından pek fazla seçeneğimiz yoktu. Eşim İranlı İngiliz vatandaşı, Londra’dan bir öğretmenlik teklifi almıştık. Bu nedenle Londra’yı seçtik. Uluslararası bir kent, bunun büyük avantajı oldu. Son teknolojiyi bulmak mümkündü. Aynı zamanda birçok dezavantajı var. İngiltere’de mimari iş talebi az. Maliyetler yüksek. Bu nedenle İngiltere dışında da çalışmak gerekiyor. Önceleri uzun süre Japonya, İspanya, Kore’de işler yaptık. Mesela 2 yıl Japonya’daydık. Şimdi İngiltere’de de çok sayıda iş alıyoruz.

Tasarımda yenilikçi görünüm ile işlevsellik arasındaki dengeyi nasıl kuruyorsunuz?
- Önceliğimiz işlevsellik. Toplum genellikle binanın dış görünümünü hatırlar. Bence mimarlık fiziksel çevreyi organize etme işidir. İşlevsel öncelikleri güçlü, doğurgan forma dönüştürebildiğiniz kadar iyi mimar olursunuz. Biz tasarımda hep verimlilik ve ifade unsurlarını birleştirmeye çalışırız.

Büyük bir proje aldığınızda, geçmişte hayal ettiğiniz, fırsatını beklediğiniz yeni fikirleri mi uygularsınız yoksa yeni fikirler yeni projelerle mi doğar?
- Proje siparişi veren, o anda bir taslak çizmemi isterse bunu yapamam. Proje, fikirlerin yönlendirilmesiyle ortaya çıkar. Öncelikle teknik analiz yaparız. Neyi nasıl şekillendireceğimizi, neye dokunamayacağımızı görürüz. Proje, bu değişkenlerle oynayarak ortaya çıkar. Farklı kahve türlerini harmanlayıp yeni lezzet bulmak gibi. Önemli olan, müthiş bir fikrim var uygulayayım, demek yerine masadaki malzemeden ne çıkabileceğini iyi görmek!
Kaynak: Hürriyet

vahap1313
27-11-2006, 16:07
çok güzel ve akılcı fikirler verilmiş. böyle geniş düşünebilen insanların olması çok güzel bir şey.
paylaşım için teşekkür.
saygılar...

faraklit
30-11-2006, 17:46
Vahap burada buldum seni hocan Erdal