Orijinalini görmek için tıklayınız : İnŞaat Bİlİncİne Genel BakiŞ


ekalafat
16-11-2006, 12:53
KAÇAK İNŞAATLAR SERBEST BIRAKILABİLİR


Sayın KALAFAT,
Ahşapla ve ahşap evlerle ilgili politikalar için görüşlerinizi alabilirmiyiz?

Tabii ki,öncelikle içimizi sızlatan bu konuyu gazetenizde yayınlayarak yer verdiğiniz için size ve ekibinize müteşekkirim.200 yıllık apartman kültürüne sahip Fransa da 1963 de yapılan bir halkoylamasında halkın % 68’ inin tek katlı evde oturma isteği olduğu anlaşılması üzerine o tarihten beri iskan politikasının en çok iki katlı konutlar yönünde değiştirildiği bir örnek olarak karşımızdadır. Devlet Planlama Teşkilatı tarafından 1992 yılında Marmara Üniversitesine yaptırılan ankette 60,000 denek ile yapılan görüşme sonucunda TÜRK HALKININ % 96 sının tek veya 2 katlı evde oturmak isteği ortaya çıkmıştır.Ancak bunun üzerine bir çalışmaya şimdiye kadar tanık olamadık.
Türkiye’deki gecekondu ayıbını temizlemek için Bill Clinton döneminde ABD Eximbank’ı konut yapımı için Türkiye’ye 1 milyar dolarlık kredi açmış, ancak; düzgün bir proje üretilmemesi sebebiyle bir dolarını dahi kullanamamışız.Yine, geçen hükümet döneminde ABD’de yapılan Türk-ABD işbirliği konferansı sırasında imzalanan antlaşmaya göre: hepsi ahşap olan ,üç katlı, ikiz ev, ve sıraevlerden oluşan 13 milyar dolar maliyetli bir projede 3 milyarını devlet , geri kalan kısmını da vatandaş 10-15 yılda aylık 200-250 dolarlık taksitlerle ödeyecekti. 300 m² lik parseller üzerine inşa edileceği ve altyapı hizmetleri devlet tarafından karşılanacağı söylenmişti. Ancak bu projeden de diğerleri gibi haber çıkmadı. Karşımıza çıkan tabloda yine TOKİ’nin yapacağı betonarme binalar var.
Avrupa birliğine girecekmiyiz girmeyecekmiyiz? tartışmaları var. Fakat herkes bu tartışmayı ekonomik ve siyasal yönde yapıyor. Ancak mimarlık ve şehircilikte ,yapı kültürü ve kalitesinde acaba “Avrupa’daki vizyon nedir?” bunu ancak dost sohbetlerinde konuşuyoruz.
Yüksek refahımıza ve bilgi düzeyimize rağmen çağdaş fiziksel çevrelerimizin çoğu asırlardır sahip olduğumuz bazı çevrelerden hala daha çirkin.Neden dünya ülkelerine baktığımızda doğuya doğru gidildiğinde depremde ölenlerin sayısı artıyor?
Ahşap yapılaşmadan betonarmeye geçişte en önemli unsur herhalde rant bölüşümüdür.Üretmeden ,herhangi bir katkı koymadan ,herhangi bir çaba göstermeden sadece imar olayıyla olağanüstü paralar kazanılması,insanlığın ekonomi tarihinde herhalde mucizevi bir buluşudur.İşte öyle bir noktaya gelinmiştir ki; Türkiye’de bugün tarihi koruyan yoksullaşmış, tarihi ortadan kaldıran zenginleşmektedir.
Acaba diyoruz ,daha çok akaryakıt satılması için desteklenen otomotiv sektörünün ve ardından deniz ve demiryolu aleyhine geliştirilmek zorunda kalan oto yolların da katkısı ile Türkiye’nin başına örülen beton hücre nereye kadar yaşayacak.Bu çöken ve çirkinleşen binalar, ekonomiyi etkileyen ,rant kavgasından çeteleşmeye kadar bir sürü sorunu ve yolsuzluk batağına düşen sistemi sorgulayıp betonarmeden ahşaba dönüşümü sağlamak için daha ne kadar can feda etmemiz gerekecek?
Hükümetin ahşap ev yapımı ile ilgili yapım kararı alması sonunda ne gibi zorluklar olacaktır ?
Devletin başındakiler planlama yaparken ülkenin 20-30 sene sonrasını düşünmek durumundadırlar.İnşaat mühendisliği bölümlerinde 30 yıldır ahşap dersleri ya kaldırıldı veya seçmeli ders oldu. Türkiye’nin konusunda tek bölümü olan Hacettepe Üniversitesine bağlı Ağaç İçleri Endüstri Mühendisliği bölümü de 2 yıldır öğrenci almama kararı aldı.Kapandı kapanacak.Artık projelerimizi ahşap dersi almamış inşaat mühendisleri onaylayacak.
Bundan başka projelerin hemen başlanması durumunda ancak fabrikasyon yapılan ahşap evlerin hemen kurulması mümkün olacaktır. Biz istiyoruz ki mahalle arasındaki marangoz dahi ahşap ev yapımına katkıda bulunsun. Bunun da oluşması biraz zaman alacak çünkü 40 yıldır ahşabı unutmuşuz.
Kaçak inşaatlarla ilgili düşünceleriniz biraz farklı geliyor ilk duyulduğunda. Sanki destekler gibi bir söyleminiz var.
Son 58 yıldır meydana gelen depremlerde 58.200 vatandaşımız hayatını kaybetti.122.096 kişi yaralandı ve yaklaşık olarak 411.465 bina yıkıldı veya ağır hasar gördü.Ortalama her yıl 1000 vatandaşımız depremde ölüyor ve yılda ortalama 7000 bina yıkılıyor.
Bu binalar kaçak olunca yıkılmayacak mı?
Şimdi Amerika’daki eski evlerin % 40 ı mimar ve mühendis denetiminde yapılmamış ve risk taşımadıkları için de deprem sigortasına sahip değiller.Bizim depremde yıkılan konutlarımız ise çoğu kaçak görünüyor ancak su elektriği doğalgazı asfaltı otoparkı olan yani planlı evden farkı olmayan konutlar. Bizim söylediğimiz şudur. Bu evler yaptırılırken belediye bunlara bir proje verseydi ve ahşap olarak binanızı yapacaksınız deseydi,bu insanlarımız şu anda hayatta ve evlerinde oturuyor olacaklardı.
Yani ahşap olsun, kaçak da olsa fark etmez mi diyorsunuz?
Tabii ki böyle sorulunca abes geliyor. Ancak kaçak betonarme inşaatlardaki ölüm oranını görüyorsunuz.Kaliforniya 1971-1989-1994 yeni Zelanda 1987, Japonya 1995, kanada 1998 ve Alaska 1964 toplam 7 depremde 7 ve üzeri şiddetteki depremler sonucunda yaklaşık 300 000 ahşap bina çok şiddetli sallanması sonucu kalp krizi dahil ölü sayısı 34 kişidir. Sn.IŞIKARA her konuşmasında “ deprem öldürmez, bina öldürür” der. Bu öldüren bina da betonarme binadır. Yani katil AĞIRLIKTIR. Betonarme bir katın ağırlığı 100 ton iken ahşap binanın ağırlığı 4-5 tondur. Deprem anında AKUT’a da, iş makinasına da ihtiyaç yoktur. Ahşap bina YIKILMAZ ,yıkılsa dahi komşunuz üstünüzdeki kontraplağı kaldırabilir.
DASK konusunda neler düşünüyorsunuz? Gölcük depremi sonrasında çok da rağbet görmemesine rağmen yine de veriler olumlu mu?
Sıkı bir denetimin ve DASK gibi sigortacılık sisteminin sorunu çözebileceğini sananlar, Türkiye de 30 bin mimar ve bir o kadar da mühendisle ve bunların tümünün sigorta firmalarında maaşlı memur olarak çalışmaları halinde bile ülkenin ihtiyacı olan yıllık 500 bin konut kapasitesini denetlemeye yetmeyeceğini görmüyor mu?
Bizim şu an yaptığımız şudur: Karayolunun belli noktaları KARA NOKTA diye tabir edilir.Orada yolun eğimi bozuk, çizgi- işaret levhası yok, kaygan yol vb. sebeplerden insanlar sürekli trafik kazasında ölür. Biz ne yaparız? O mıntıkalara yakın yerlere AMBULANS ve hastane hizmeti koyarız,bolca ceset torbası yollarız.İnsanlar gönül rahatlığıyla kaza yapıp ölsünler diye.Deprem konusunda da insanlara DASK ı zorunlu tutuyoruz.Gönül rahatlığıyla depremde ölsünler diye,çocukları sağ kalırsa sigortadan para alıp bir dahaki depreme kadar betonarme evlerini yaptırsınlar diye.
Türkiye deki arazi tek veya iki katlı ahşap ev yapmaya yeterli mi?
Şimdi matematikten anlayanlarla küçük bir hesap yapalım. Türkiye’nin yüzölçümü 815,000 km² . Herkese , 7 den 77 ye herkese 200 m² arsa verdiğimizi ve üzerine 70+50 iki katlı evini ve 130 m ² bahçesini kurduğunu düşünelim.(ki bu dünya ortalamasıdır).65 milyon kişiye 13,000 km² arsa lazım. Bunu da 800,000 km² ye bölersek % 1.5 gibi çok küçük bir yüzde çıkar. Bunu sayın ilgili departmanlarımıza bildiririm. Yani Türk insanının her depremde ölecek olmasının sebebi devlet yetkililerinin bu planlamayı yapıp uygun vadelerle halka Türkiye’nin % 1.5 unu parselleyip verememesiyle başlıyor.
Peki ahşap ev sağlam olur mu? Çürümez mi? Yanmaz mı? Ayrıca sürekli ahşap kullanılırsa ormanların durumu ne olur?
Amerika’nın % 90 ı ahşap evdir. Kaliforniya eyaleti ki 40 milyon nüfuslu deprem bölgesidir. % 99 u ahşap evdir. Amerika aynı zamanda dünyaya ağaç satan en büyük satıcılardandır. Bunu Orman mühendisliğine sorarsak en tatmin edici şekilde sanayi ormanının nasıl çoğaltılacağını öğreniriz. Tüm gelişmiş ülkelerde bu var. Ayrıca sağlığa faydaları sebebiyle GREENPEACE örgütü de dünyada ahşap kullanımını destekliyor.
Çürüme ,yanma vb. olayların üzerinde hiç durmaya gerek yok çünkü o konularda ahşap fiziksel özelliklerini tarih sürecinde kanıtlamış bir malzemedir. Midas’ın mezarının çevresindeki kütüklerin en azından 2500 yıl dayandığı bilinir. 1500 yaşındaki Ayasofya’nın kemerleri arasındaki gergi çubuklarının en eskileri ahşaptır.800 yıllık Afyon Ulucami ve Samsun Göceli camii hala kullanılmaktadır.Büyükada’daki Rum yetimhanesi 6 katlı ve 100 m cephesiyle günümüze kadar ulaşmıştır.Günümüzde teknoloji çok daha ileride.EMPRENYE sayesinde ahşabı dış etkenlere karşı en az 100 sene koruyabiliyoruz. Kaldı ki binaların dış yüzeyleri ahşap kaplanacak diye bir şey yok. Binanın sadece karkası ahşap olmalı, diğer kaplamalar kişinin zevkine bırakılabilir.
Bu konu ile ilgili son görüşlerinizi alabilirmiyim?
Akciğer kanserinden ölenlerin % 14 ü bina içi radona maruz kalanlardan oluşur.Bu yüzden Amerika’da bodrum katı betonarme olan binalarda radon gazı tahliye aspiratörleri 24 saat çalıştırılır.İstanbul’da 398 ev üzerinde yapılan ölçümde 260 bq/m³ e kadar değerler bulunmuştur. Bunların tümü betonarme evlerdir.
Beton Amerika’da yapıların temelinde, yol yapımında, köprü baraj inşaatlarında kullanılır.Yüksek katlı binalar ise çelik konstrüksiyondur.
Bir ilaç firmasının ürettiği ilaçlar 5 yıl sonra başka rahatsızlığı yol açtığı fark edilince satışı durdurulup toplatılıyor.Bir otomobil firmasının sattığı her 10 araçtan 1 i kaza yaptıracak bir arıza çıkaracağı öngörülünce 10 aracın 10 uda geri çağrılıp gerekirse yeni araç ile değiştiriliyor.ISO 9000 li çamaşır veya bulaşık makineniz bile bozulabiliyorken piyasadaki eğitimsiz kalfaların müteahhit kılığında yapacağı binaların yıkılmayacağını kim garanti ediyor?Konumuz olan betonarme binanın vaktinde sulanmamış betonu,deniz kumundan yapılmış harcı, etriye donatı bağlantıları ,yetersiz demir çimento kullanımı gibi pek çok olumsuzluklarla başımıza çökeceğini 17 Ağustosta gördük.
Ahşabın geri dönmesi sadece depremdeki can kayıplarını önlemekle kalmayacak , beraberinde doğal dengelerin korunması, yeni estetik değerlerin ve sağlıklı yaşam koşullarının kazanılması gibi önemli faydalar da sağlayacaktır.
Bu ülke bizim, burada aklımızı kullanarak mutlulukla yaşamak varken, birilerinin akılsızlığına uyup kahırla ölmek istemiyoruz.




Erkan KALAFAT

ekalafat
16-03-2007, 17:39
yazdıklarımın hepsi mi doğru, hepsi mi yanlış !!!

materce
16-03-2007, 18:07
hayır hepsi doğru

statiker
17-03-2007, 12:03
bence de doğruuu

korbay_akci
20-03-2007, 17:30
Bir çok yanlış var.
Betonarme sistem depreme dayanıksız gibi gösteriliyor ve bir çok avantajı görmezlikten geliniyor.
Tamamen ahşap reklamı yapmaya yönelik ve gerçekçi omayan bir yazı.
Türkiye'deki nüfus artışı ve kentlere göç konut açığıda çok fazlayken bu açığı nasıl ahşap binalarla kaptabilirsiniz?
Bence kaliteli,hızlı,ekonomik üretim gibi özellikleriyle kaynakların akılcı kullanımı konusunda yarar sağlayan endüstrileşmiş yapım tekniklerinin kullanımını sağlayıcı önlemler alınmalı.Kooperatif,talep örgütlenmesi ve mortgage vb kullanılarak spekülatif kazançtan ve arsa bedelinden indirim sağlayacak ucuz konut üretimine yönelen örgütlenmeler yaratılmalı.
Zaten pahalı olan konutları daha da pahalı hale getirmeye çalışmanın mantığı nedir?
Tek katlı 2 katlı evde oturmak isteyenler ahşap evi tercih edenler şehir hayatını seçmemiş demektir.Ancak şehir hayatı günümüzde bir seçim değil mecburiyettir.Kaçak bnalara ahşap ev projesi verelim ve ruhsatları olsun demek başka bir rantın yolunu hazırlama uğraşıdır.
Kesinlikle bu görüşe katılmıyorum.Bu tip insanlar türkiye'yi felakete sürüklüyor.