Ş.ÇELİK
20-11-2007, 08:54
> >Ekşisözlükten mimar tanımı:
> >Çok hoş geldi, paylaşmak istedim…
> >
> >huzurlu yürüyemez oldum, paslanmış demir korkuluklar, kırılmış kaldırım
> >taşları, yanlış kırma çatılar,
> > beni sürekli didikliyor yolda. her şeye az sonra çizecekmişim gibi
> >bakıyorum. okuldan aşağı inerken
> >ağaçlı yol tek kaçışlı perspektif derslerindeki bir fotoğraf gibi geliyor,
> >sanki fotoğrafa dalıp gidiyorum.
> >geçen gün sketch up component'lerindeki kadını gördüm sokakta (omzunda
> >çantası olan),
> >yavaş yavaş tüm dünyanın t cetveli-gönyeyle veya autocad'de falan çizilip
> >max'le modellenip yaratıldığını düşünmeye başladım,
> >sanki hepimiz block adamlarız.. dolabın üstüne yetişemediğim zaman ctrl+t
> >yapıp scale etmek istiyorum kendimi
> >ve bunu yapmaya bi 5 saniye kadar falan çalışıyorum gerçekten. bugün birine
> >'kentsel dokunun algılanışındaki çeşitliliğin
> >kütleler bütününe kazandırdığı veriler tanımlı bir boşluk yaratmak ve
> >hacmin verimliliğini sağlamak için
> >çevredeki strüktürün heterojen bir şekilde oluşturulmasını zorunlu kılıyor'
> >(bkz: bla bla bla) gibi bişey dedim
> >ve bunu söylerken iki kereden fazla duraksamadım. bilezik bileklik vs.
> >yerine paket lastikleri var bileklerimde ve saçımı hb kalemimle
> >tutturuyorum.
> > ellerim çini mürekkebi ve eşofmanlarım peligom lekeleriyle dolu.
> >uykusuzum, çok, çok yorgunum ve stres içindeyim. yine de sapıkça bi estetik
> >takıntım var,
> >geberiyor da olsam aynaya bakıp makyaj yapmadan çıkamıyorum evden. masam
> >küçük selobant kalıntılarıyla dolu.
> >alışveriş merkezlerinin girişinde durdurup çantamı açıyorlar, maket
> >bıçağını gösterip hesap soruyorlar.
> >yatağa girdikten sonra en az yarım saat dönüp durmadan uyuyamıyorum.
> >bedenim yatağı yabancılamaya başladı.
> >zaten uyanmam gereken saatte uyumaya hazırlanıyor oluyorum. diyelim uyudum,
> >rüyamda binanın arazi eğimine oturmasıyla ilgili süper bişey keşfediyorum
> > ve bunu uyandıktan 5 dk sonra hatırlayıp 10 saniye içinde unuttuğumda
> >oturup ağlamaya başlayabiliyorum.
> >dağılıp sinirden ağlarken bile eskizlere bişey olmasın diye gözyaşlarımı
> >masaya düşürmemeye çalışıyorum (en kötüsü bunu fark etmekti).
> > fazla samimi olmadığım insanlarla ilk muhabbet 'naber' yerine 'proje
> >nasıl gidiyor?'a dönüştü. ozalitçiler, kırtasiyeciler projeyi soruyor, uyu
> >biraz falan diyorlar.
> >kaçıncı sınıfta olduğumu bile biliyorlar. bi süre uğramayınca projeyi
> >bıraktığımı anlayıp gaz vermeye çalışıyorlar.
> >çantasının askısından boru poşet içinde rulo halinde kağıtlar sarkan
> >insanları kendime yakın hissediyorum.
> >bi kızla dün gülümsedik birbirimize. otobüste ayakta uyuma teknikleri
> >geliştirdim. yaşlılar yer veriyor.
> >kahvenin tadını artık pek alamıyorum. küçük harfleri garipsiyorum. ben
> >mimar oluyorum.
> >Çok hoş geldi, paylaşmak istedim…
> >
> >huzurlu yürüyemez oldum, paslanmış demir korkuluklar, kırılmış kaldırım
> >taşları, yanlış kırma çatılar,
> > beni sürekli didikliyor yolda. her şeye az sonra çizecekmişim gibi
> >bakıyorum. okuldan aşağı inerken
> >ağaçlı yol tek kaçışlı perspektif derslerindeki bir fotoğraf gibi geliyor,
> >sanki fotoğrafa dalıp gidiyorum.
> >geçen gün sketch up component'lerindeki kadını gördüm sokakta (omzunda
> >çantası olan),
> >yavaş yavaş tüm dünyanın t cetveli-gönyeyle veya autocad'de falan çizilip
> >max'le modellenip yaratıldığını düşünmeye başladım,
> >sanki hepimiz block adamlarız.. dolabın üstüne yetişemediğim zaman ctrl+t
> >yapıp scale etmek istiyorum kendimi
> >ve bunu yapmaya bi 5 saniye kadar falan çalışıyorum gerçekten. bugün birine
> >'kentsel dokunun algılanışındaki çeşitliliğin
> >kütleler bütününe kazandırdığı veriler tanımlı bir boşluk yaratmak ve
> >hacmin verimliliğini sağlamak için
> >çevredeki strüktürün heterojen bir şekilde oluşturulmasını zorunlu kılıyor'
> >(bkz: bla bla bla) gibi bişey dedim
> >ve bunu söylerken iki kereden fazla duraksamadım. bilezik bileklik vs.
> >yerine paket lastikleri var bileklerimde ve saçımı hb kalemimle
> >tutturuyorum.
> > ellerim çini mürekkebi ve eşofmanlarım peligom lekeleriyle dolu.
> >uykusuzum, çok, çok yorgunum ve stres içindeyim. yine de sapıkça bi estetik
> >takıntım var,
> >geberiyor da olsam aynaya bakıp makyaj yapmadan çıkamıyorum evden. masam
> >küçük selobant kalıntılarıyla dolu.
> >alışveriş merkezlerinin girişinde durdurup çantamı açıyorlar, maket
> >bıçağını gösterip hesap soruyorlar.
> >yatağa girdikten sonra en az yarım saat dönüp durmadan uyuyamıyorum.
> >bedenim yatağı yabancılamaya başladı.
> >zaten uyanmam gereken saatte uyumaya hazırlanıyor oluyorum. diyelim uyudum,
> >rüyamda binanın arazi eğimine oturmasıyla ilgili süper bişey keşfediyorum
> > ve bunu uyandıktan 5 dk sonra hatırlayıp 10 saniye içinde unuttuğumda
> >oturup ağlamaya başlayabiliyorum.
> >dağılıp sinirden ağlarken bile eskizlere bişey olmasın diye gözyaşlarımı
> >masaya düşürmemeye çalışıyorum (en kötüsü bunu fark etmekti).
> > fazla samimi olmadığım insanlarla ilk muhabbet 'naber' yerine 'proje
> >nasıl gidiyor?'a dönüştü. ozalitçiler, kırtasiyeciler projeyi soruyor, uyu
> >biraz falan diyorlar.
> >kaçıncı sınıfta olduğumu bile biliyorlar. bi süre uğramayınca projeyi
> >bıraktığımı anlayıp gaz vermeye çalışıyorlar.
> >çantasının askısından boru poşet içinde rulo halinde kağıtlar sarkan
> >insanları kendime yakın hissediyorum.
> >bi kızla dün gülümsedik birbirimize. otobüste ayakta uyuma teknikleri
> >geliştirdim. yaşlılar yer veriyor.
> >kahvenin tadını artık pek alamıyorum. küçük harfleri garipsiyorum. ben
> >mimar oluyorum.