-
Bölüm Yöneticisi
Barok Felsefesi--'carpe diem!' baska bisey demiyem:)
Barok düşüncesinin oluşumunda ve gelişiminde şüphesiz Otuz yıl Savaşlarının etkisi büyüktür. Otuz yıl savaşları diye anılan mezhep kavgaları tüm Avrupa'yı etkilemiş ve Barok devrinin belirleyicisi olmuştur. Bu dönemde, Rönesans devrinde başlayan sosyo-ekonomik gelişmenin yerine duraksamanın ve geri kalmanın hüküm sürdüğü görülmektedir.
Barok çağında prensler güçlerini din ile birleştirmişler ve bu durum da yeni mutlakiyet rejiminin temellerini oluşturmuştur. Reformasyon'un prenslere ve hükümdarlara kazandırdığı güç, Protestanlık mezhebinin yapıcılarının himayeleri altına girmelerinin nedenlerindendir. Bu dönemde din ve siyaset eleledir. Katolik kilisesi de mutlakiyet rejimiyle benzer özelliklere sahiptir. Katolik mezhebi yaptıklarını ve geleneklerini insanların kalple anlamalarını istiyor ve keyfiliğin kiliseye herhangi bir zararının olmayacağını düşünerek düzenleyici akla önem veriyordu. Mutlakiyet rejimi de aynı şekilde uygulamalar içindeydi; sadece farklı olan hedeflerdi. Mutlakiyet bu dünyayla ve devletle ilgileniyordu; öte yandan Katolik mezhebi ise öte dünyayla ilgiliydi ve öte dünyada mutluluk vaad ediyordu. İşte böyle bir mücadele içinde imparator öne çıkıyor, Katolik mezhebinin güçlenmesiyle imparatorlar da güçleniyor, tüm kudreti kendilerinde görüyorlardı. Barok devri işte böyle bir üsluba sahipti.
Bu dönemde prensler ve soylular sahip oldukları kudreti ihtişamlı, şatafatlı, şanlarına yakışır bir şekilde göstermek eğiliminde olmuşlardır. Bu şatafatlı, süslü, görkemli görünme isteği tüm sanat dallarında ve tüm devir boyunca kendini göstermiştir. Saraydaki şairler,ressamlar,müzisyenler bağımsız olarak eserlerini icra edemiyorlardı. Barok sarayları, havuzları, süslü ağaçları, insanı büyüler nitelikte ve muazzam şekilde yapılıyordu.Ayrıca görkemli duvar ve tavan işlemeleri, Tanrı ve mitoloji konulu resimler kralın şanının ve ihtişamının sanata yansımış şekliydi. Tabiatı örtmek ve onun üstüne yeni bir şeyler inşa etmek hevesi vardı.Süs, gösteriş ve ihtişam kıyafetlere de yansımış, barok devri kıyafetleri zengin etekler, geniş kenarlı şapkalar, uzun peruklar şeklindeydi.
Bu dönemde diğer dönemlerden farklı olarak akıl, duygu, din, korku ve sevinçler bir aradadır. Barok insanı her ne kadar şaşaalı bir görünüme bürünse de onu kötümser ve karşıt düşünceler içinde olan bir devrin insanı olarak görmek ve değerlendirmek yanlış olmaz. Çünkü barok insanı bitmek bilmeyen mücadele ve savaşların yükünü artık taşıyamamaktaydı. Böyle özelliklere ve karşıtlıklara sahip barok insanı şüphesiz Otuzyıl savaşlarından, mezhep kavgalarından etkilendiği için bu modele bürünmüştür. Otuz yıl savaşlarını etkisiyle hayatın geçiciliği bilincine varmış ve 11. yüzyıldaki gibi “memento mori”(ölümü hatırla) düşüncesi hayata hakim olmuştur. Diğer yandan içine düşmüş kaosu yeniden düzenlemek amacıyla akıl bu devirde önemli bir yer teşkil etmiştir. Paskal, Descartes, Newton bu devrin önemli bilim adamlarıdır. Dağınık, parçalanmış bir kültür ve dünya görüşüne sahip olan barok insanı hem bu dünya hem de öte dünya inancıyla iç içe yaşamıştır. Bir yandan otuzyıl savaşlarının da etkisiyle dünyanın acılarından ve eziyetlerinden bırakarak dine yönelen insan(memento mori-ölümü hatırla düşüncesi), diğer taraftan da bu dünyanın kötülüklerinden kurtulmaya çalışan, dünyanın tadını çıkaran, gününü gün eden insan (carpe diem-gününü gün et düşüncesi) bu dönemde iç içedir. Bu döneme özgü eser ve yapıtlarda bu karşıtlığı ve üslubu rahatlıkla fark edebiliriz.
-
Yetkileriniz
- Konu Acma Yetkiniz Yok
- Cevap Yazma Yetkiniz Yok
- Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
- Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
Forum Kuralları
Paylaş